Twilightfan_ TR
Aileye Hoşgeldiniz
Twilight Efsanesiyle ilgili herşey burada


Giriş yapın yada Üye olun
Böylece resimleri, Videoları ve linkleri görebilirsiniz.

Twilightfan_ TR

Alacakaranlık Efsanesi İle İlgili Herşey. Filmler, kitaplar, oyuncular hakkında en güncel konular ve çok daha fazlası...
 
AnasayfaHoşgeldinizSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ---Ani Yıkım---

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
mrv rkn
Süper Mod.| Çevirmen
Süper Mod.| Çevirmen


Paylaşım Gücü : 2687
Tür : Vampir
Yaş : 22
Nerden : Hayal Dünyasından XD
Kayıt tarihi : 27/01/10
Lakap : Soldier Blood,Soblood XD

MesajKonu: ---Ani Yıkım---   Ptsi 22 Mart 2010, 21:00

arkadaşlar bu hikaye de benden umarım beğenirsiniz görüşlerinizi belirtirseniz çok sevinrim sevgi utan
bir de sölemek istedim ileriki bölümler bundan daha uzun Razz


1.BÖLÜM
Bugün herkesin düşünceleri allak bullak kimse sevinsin mi üzülsün mü bilemiyor.Aslında şu an bu durumu hiç yadırgamıyorum çünkü ben de aynı durumdayım.Tabii her zamanki gibi Bella’nın ne düşündüğünü bilmiyorum ama gözleri her şeyi ele veriyor.Bir ara gözüm Jasper’a takıldı o da bu duygu karmaşasından sıkılmış bir şekilde bana bakarak ‘Edward herkesin duyguları çok karmaşık başımı ağrıtıyorlar dışarı çıksam sorun olmaz değil mi?’ diye düşündü.Başımla onayladım ve o da Alice’e gitmesi gerektiğini söyleyip dışarı çıktı.Keşke ben de kısa bir süre de olsa dışarı çıkabilsem bu karmaşa benim de başımı ağrıtıyor.Ama Bella’yı ve Messie’yi yalnız bırakamam aslında benim de yalnız olamam lazım.İnanamıyorum Jasper’ın duygu kontrolü olmayınca düşünceler daha da çekilmez oldu.Bella’nın da surat ifadesinde bir endişe belirdi acaba niçin endişeleniyordu?Büyük ihtimalle Nessie çok yakında bizden ayrılacak diye endişeleniyordur zaten ben dahil herkes bunun için endişeleniyor.Şu an burada endişeden uzak bir şekilde sevinenler sadece Nessie ve Jacob’tı.Herkes de kendi arasında onların mutluluğunu konuşuyordu derken Carlisle ortaya geldi ve ben de yanına gittim.Sağlanan sessizliği ilk o bozdu ve konuşmasına büyük bir sakinlikle başladı.Ama ben hiç dinleyecek durumda değildim çünkü biricik kızım bir kurtadamla nişanlanıyor;aslında bizimkilerin içini kemiren düşüncelerden biri de buydu.Sonra Carlisle konuşmasını bitirdi ve ben de bir şeyler söyleme ihtiyacı hissettim(zaten herkes bekliyordu).Benim konuşmam da Carlisle’ınki kadar kısaydı kimsenin fazla sabrı yoktu özellikle Nessie ve Jacob’ın.Nihayet nişanlar takıldı ve ilk önce Bella olmak üzere hepimiz onları tebrik ettik.Bu andan sonra herkes iyimserleşmeye başladı ve ben de biraz rahatlayabildim.Birden Bella’yı duydum ‘Edward lütfen mutlu görün biliyorsun hepimiz endişeliyiz ama bu onların günü.Lütfen Nessie için.’ Diye düşündü ve sonra kafamdaki sesi yok oldu.Ben de dediğini yapıp mutlu olmaya çalıştım tabii odadaki mutlu düşüncelere yoğunlaşmanın da buna faydası oldu.Kendimi toparladıktan sonra yanlarına gittim ve Bella’nın kulağına “Düşüncelerini okumama izin ver.” dedim o da başını hayır anlamında salladı.”Biliyorum endişeleniyorsun ama lütfen izin ver” dedim ve hemen onu duymaya başladım.O da endişesini uzak tutmakta zorlanıyordu düşüncelerini okuduğumu bildiği için onlarda da açık değildi.Aniden Nessie’nin bana seslendiğini duydum ‘Baba dışarıda biraz konuşalım mı?’ konuşmaya katılırken söylediklerimin frakında değildim ama ters bir şey de söylememiştim.Sonra yüzünden buna ihtiyacı olduğunu anladım ve sessizce dışarı çıktık.


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


En son simyaci tarafından Çarş. 13 Ekim 2010, 19:55 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Salı 23 Mart 2010, 13:50

Devamını bekliyorum.Su an tek bölüm oldugu için sadece nişanı anladım Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
derya
Emekli Yönetici
Emekli Yönetici


Paylaşım Gücü : 684
Yaş : 22
Nerden : ölüler diyarı
Kayıt tarihi : 01/03/10

Kişi sayfası
Yönetimden Alınan Uyarı:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Salı 23 Mart 2010, 20:23

evet bende bekliyorum bölümlerini...güzel birşey olcak gibi görünüyo canım Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mrv rkn
Süper Mod.| Çevirmen
Süper Mod.| Çevirmen


Paylaşım Gücü : 2687
Tür : Vampir
Yaş : 22
Nerden : Hayal Dünyasından XD
Kayıt tarihi : 27/01/10
Lakap : Soldier Blood,Soblood XD

MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Salı 23 Mart 2010, 20:45

2.BÖLÜM
Hemen konuya girdi “Baba neden herkes bu kadar endişeli artık Jacob’la bir sorununuz olmadığını sanıyordum. Annemde bile çözemediğim bir şeyler var n’oluyor?”ortamdaki gerginliği anlamıştı,zaten anlamaması mümkün değildi ki.Onu yatıştırmaya çalıştım ”Tatlım bu ne Jacob’la ne de seninle ilgili sadece seni görememekten korkuyoruz yani bu kadar çabuk evleneceğinizi hiç tahmin etmemiştik.Son doğum günün 2 ay sonra ve sen o gün evleniyorsun Nessie bu kimsenin beklemediği kadar çabuk oldu.Annen ve ben en az 1 sene beklersiniz diye düşünmüştük.Hepimiz senin için çok mutluyuz Jacob’la da kimsenin sorunu yok biliyorsun ki biz de onu çok seviyoruz.”bu sırada Jacob’ın Rose’la olan atışmalarını düşünüyordu.”Onlar sayılmaz.Rose da onu bizim kadar seviyor.”bunu söylediğim an gülmeye başladık.Sonra “Peki ya annem onu endişelendiren ne?”diye sordu.Ben de “Benzer bir şey.Annen de seni özlemekten korkuyor.Aranızda benim bile anlayamadığım bir bağ var bu bağın yıpranmasından korkuyor.Ama üzülme o da bunun yersiz olduğunun farkında” bunu duyunca yüzünde çok güzel bir gülümseme belirdi.”Hadi içeri girelim bizi merak etmişlerdir.” Dedim ve içeri girdik.

******

Sonunda eve geldik.Kendimi hiç bu kadar yorgun hissetmemiştim uyuyabilsem eminim ki şu koltuğa yığılırdım.Ayrılırken herkes böyle düşünüyordu hatta Seth ve Paul’ü bir ara kestirirken gördüm.Bütün o kargaşadan sonra bu sessizlik iyi gelmişti.Nessie sanırım uykuya yeni dalmış.O sırada şöminenin karşısında otururken Bella da yanıma geldi.Onunla konuşmalıyım bugünkü gerginliği beni çok şaşırttı.Neden gergindi ki?Nessie’ye sadece onu sakinleştirmek için kendi tahminlerimi söylemiştim.Düşüncelerini bana açtığında kontrollü olduğundan duyduklarım pek merak ettiklerimle alakalı şeyler değildi o yüzden bu gerginliğin sebebini merak ediyorum.Düşündüklerimi duymuş gibi “Güzel bir gündü.Herkes mutlu görünüyordu en çok da Jake ve Nessie” dedi başımı evet anlamında salladım ve devam etti “Ama biz değildik sadece rol yaptık.” Dedi bunu bu kadar açık söylemesi beni şaşırttı.”Onun için mutlu olmamız gerekiyordu fakat biz bütün gün gergindik.Nede ki?Düşünüyorum ama bir şey bulamıyorum” dedi ve bir cevap bekler gibi bana baktı ama ben de ona aynı soruyu soracaktım.Sonra kendi kendine konuşur gibi ”Acaba bu halimizi fark etti mi?Umarım etmemiştir yoksa bu onu gerçekten üzer.”dedi.O an içimden bir dürtüyle onu teselli etmek istercesine sarıldım ve “Aşkım bugün herkes endişeli ve allak bullaktı sadece Nessie ve Jacob endişelenmiyordu.Kendine kızmana da gerek yok.Bu endişe gayet normal Nessie’yi özlemekten,onu görememekten korkuyoruz.Hele senin endişelenmen çok doğal sana daha önce de söylediğim gibi aranızda hala çözemediğim bir bağ var ve sen bu bağın yıpranmasından,zayıflamasından korkuyorsun.Aslında komik olanı senin endişeni bu kadar dizginleyebilmen ve bu beni baya şaşırttı.” dedim ve hemen gülmeye başladı “Ama şunu söylemeliyim ki bundan sonra daha dikkatli olmalıyız.Çünkü Nessie ortamdaki gerginliğin farkındaydı onu en çok endişelendiren de sendin.Merak etme onu bu konuda yatıştırdım bize biraz daha anlayış göstereceğini umuyorum” diye ekledim yüzünden bir dehşet geçer gibi oldu ve hemen “Aşkım telaşlanma o bunun ne kadar doğal olduğunu anlayacak kadar olgun bir kız.”dedim.Sonra bütün gece boyunca öylece oturduk bu sefer kalkanını kendi isteğiyle kaldırdı.Nessie’yi düşünüyordu doğumundan bugüne her şeyi.Ben de tüm dikkatimi ona verdim sadece onu dinledim.

beğenmenize sevindim umarım ileriki bölümleri de beğenirsiniz sevgi


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Forever.EDWARD
Site Kurucusu ve Yönetici
Site Kurucusu ve Yönetici


Paylaşım Gücü : 2234
Tür : Vampir
Yaş : 36
Nerden : Venüs- Aşk Gezegeni
Kayıt tarihi : 17/12/09
Lakap : Team EDWARD ( Edward Hastası)

Kişi sayfası
Yönetimden Alınan Uyarı:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Paz 27 Haz. 2010, 11:45

Merve çok güzelmiş canım beğendim. Fazla okuyamıyorum vakit yetmıyor ama yeteneklisin devamı gelir inşallah sevgi


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Efsane alacakaranlıkta başlar şafak vaktine dek sürer ama aşk sonsuza kadar devam eder.[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.mortemsymphony-rpg.com/
mrv rkn
Süper Mod.| Çevirmen
Süper Mod.| Çevirmen


Paylaşım Gücü : 2687
Tür : Vampir
Yaş : 22
Nerden : Hayal Dünyasından XD
Kayıt tarihi : 27/01/10
Lakap : Soldier Blood,Soblood XD

MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Paz 27 Haz. 2010, 12:05

3.BÖLÜM
"Anne lütfen,bugün canım avlanmak istiyor yemeği daha sonra da yiyebilirim"Nessie ve Bella yine yemek konusunda tartışıyorlar zaten tartıştıkları sabit konulardan biri de bu.Aslında tartışmak da değil isteklerini birbirlerine kabul ettirmeye çalışıyorlar ve bunu izlemek oldukça eğlenceli."Tatlım daha dün avlandık biliyorum senin için bir farkı olmuyor ama ya başına bir şey gelirse?Lütfen canım o yüzden yemeğini ye." ve sonunda kazanan yine Bella oldu Nessie de onun bu ses tonuna karşı koyamıyor.Emmet ve Jasper televizyonda geziniyorlardı baya hızlı ilerlemelerine rağmen bir haber ilgimi çekti ve "Emmett şunu geri alır mısın?" dediğimde kanallar hemen gerisin geri aynı hızla gitmeye başladı tam o kanalda elimle onu durdurdum.Spiker dünyanın hemen her yerindeki kayıpve ölü sayısının olağandışı artışından bahsediyordu.Derken Emmett öfleyip kanalı değiştirdi ve bir beyzbol maçı izlemeye başladılar.Carlisle'ın odasına gittim ve o da takıldığım haberin devamını izliyordu."Bu hiç normal değil dünyanın her yerinde aynı anda seri katiller peydah olmuş olamaz"dedi daha çok kendiyle konuşur gibiydi."Suç oranları ve ölen ya da kaybolan kişileri hakkında araştırma yapsak belki bir ortak nokta buluruz."dedim ve salondaki bilgisayarda araştırmaya başladım.Bu arada Alice'in düşünceleri dikkatimi dağıttı Rose'la beraber Nessie'nin düğünü için kendilerine ve Bella'ya elbise tasarlıyorlardı(Nessie'ninki bu iş belli olduktan 1 hafta sonra hazırdı zaten).Sıra Bella'ya gelmişti ama o her zamanki gibi bu işleri sevmediğinden yakınıp inat ediyordu.Ama Alice'in de pes etmeye niyeti yoktu "Bella yine aynı şeyi yapıyorsun bir kere de itiraz etmeden gelsen zaten elbiseyi hemen giydirmeyeceğiz ki sadece model seçip ölçü alacağız"dedi Bella da "Alice modeli zaten siz seçiyorsunuz ve ölçülerim de 7 senedir aynı"dedi bıkkın bir tavırla.Sonra Alice açık bir duygu sömürüsü yaparak "İstemiyorsan dsen bilirsin daha fazla zorlamayacağım ama ben,senin bizimkileri de görmek isteyeceğini düşünmüştüm."dedi.Nessie de yemeğini bitirmiş çıkmaya hazırlanırken "Annecim inat etme baksana halamın haline seni yukarı götürmek için neler yapıyor"dedi ve Alice de bir yandan Bella'yı çekiştirirken "Bak Nessie bile bana acıdı hadi ama Bella"diye karşılık verdi.Bella da ısrarlara dayanamayıp yukarı çıktı.Hemen onra Nessie yanıma geldi ve "Babacım ben çıkıyorum.Merak etme çok geç kalmam her zamanki gibi La Push'ta takılacağız." dedi ben de ona gülümseyerek tamam der gibi başımı salladım.Aslında gitmesini istemiyorum zaten son zamanlarda orada baya vakit geçiriyordu.Emmett sanki beni anlamış gibi "Zaten bütün gün oradasın.Sabahtaaan akşama.Sanki okul gibi.Öğlen güneşindeki parlamanı bile özledik.Azıcık da bizlerle takıl."dedi ve uzun bir kahkaha attı salonda Nessie dışında herkes onun gibi gülüyordu.Nessie tam buna cevap verecekti ki Jasper da Emmett'e katılarak "1 dakika bir şey sormak istiyorum 'takılmak' derken neyi kastediyorsun?Her zaman aynı şeyi söylüyorsun veher buluşmanızda aynı şeyleri yapmıyorsunuzdur eminim çünkü bu çok sıkıcı olurdu yani bu sefer takıldığıızda ne yapacaksınız?"dedi ve Emmett'in kahkahasından her yer titredi sadece o değil hepimiz gülüyoyduk Nessie hariç.O bu ikisine cevap yetiştirmeye çalışıyordu.Tabii cevabını o söylemeden bildiğim için hemen "Canım alınma ama aslında ben de onlara katılmıyor değilim sadece söylemek istememiştim."dedim ve şok olmuş bir ifadeyle bana "Sen de mi baba?"dedi Emmett'le Jasper da hala kahkaha atıyorlardı ben de gülmemek için kendimi tutuyordum.Nessie söyleyecek bir şey bulmaya çalışarak bakarken Esme imdadına yetiişti "Sabah sabah canınız sıkıldı herhalde uğraşmayın Nessie'yle"dedi ve ona dönerek "Sen onlara aldırma tatlım hadi geç kalacaksın Jacob'a da selam söyle"deyip onu öptü ve gönderdi.Bella burada olsaydı eminim ki onun elinden,Esme'den kurtulduğumuz kadar kolay kurtulamazdık.Daha sonra Emmett ve Jasper maça,Esme yeni başladığı resmine döndü de ben de tüm dikkatimi araştırmaya verebildim.Her linke atlamadan baktım ama kaydadeğer fazla bir şey bulamadım.Ama bir şey dikkatimi çekti ölen kişiler ya çok asosyal tipler ya da çete halinde dolaşan tipler. İşin ilginç tarafı çete halindekilerden 1-2 kişi değil çetenin tamamı öldürülmüş.Carlisle'a söylesem iyi olur pek önemli bir şey gibi görünmüyor ama bilmesinde yarar var.

sağ ol ablacım ben 19.bölümü yazdım başka bir yerde ama burada 2.ye kadar yollayabildim flood olmasın diye ve pek okuyan olmuyor sanırım yorum gelmediğine göre diye düşündüm utan


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Forever.EDWARD
Site Kurucusu ve Yönetici
Site Kurucusu ve Yönetici


Paylaşım Gücü : 2234
Tür : Vampir
Yaş : 36
Nerden : Venüs- Aşk Gezegeni
Kayıt tarihi : 17/12/09
Lakap : Team EDWARD ( Edward Hastası)

Kişi sayfası
Yönetimden Alınan Uyarı:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Paz 27 Haz. 2010, 16:47

ah hayatım okuyan vardır ama yorum yapan yok sanırım emeğine sağlık çok güzel bir bölümdü takipteyim


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Efsane alacakaranlıkta başlar şafak vaktine dek sürer ama aşk sonsuza kadar devam eder.[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.mortemsymphony-rpg.com/
mrv rkn
Süper Mod.| Çevirmen
Süper Mod.| Çevirmen


Paylaşım Gücü : 2687
Tür : Vampir
Yaş : 22
Nerden : Hayal Dünyasından XD
Kayıt tarihi : 27/01/10
Lakap : Soldier Blood,Soblood XD

MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Salı 29 Haz. 2010, 21:58

4.BÖLÜM
Carlisle'ın yanına gittim.O da araştırmasına rağmen pek bir şey bulamamış.Hemen dikkatimi çeken şeyleri anlattım,benim gibi işe yarayabileceğini düşünmüş olmalı ki bilgisayarda araştırmaya başladı.Birkaç dakika sonra "Aslında pek de önemli bir şey değil ama asıl aklıma takılan,aşırı asosyal bir insandan kimin ne isteyebileceği." dedi benim de bir yandan düşündüğüm buydu.tam dalmıştım ki Alice'in gördükleriyle kendime geldim gördüklerine anlam veremediği için Carlisle'a soracaktı.Kapıda karşılaştık çok endişeliydi, beni geçip Carlisle'ın yanına gitti ve "Carlisle çok karışık şeyler gördüm belli belirsiz şeyler vardı anlam vermeye çalıştım ama..."dedi ve tüm gördüklerini anlatmaya başladı sonr da "Al bak görürken bunları çizmişim."dedi ve elindeki kağıdı ona uzattı bakmama gerek yoktu ben de her şeyi onunla beraber gördüm.Carlisle kağıdı incelerken Alice de bana "Sen de bir anlam veremedin değil mi?" yüzümdeki ifade bunu çok belli ediyordu,ben cevap vermeyince devam etti "Volturilerin bizimle ne işi olabilir ki?Sırla ilgili kimseyle bir şey söylemedik.Nessie de zaten yetişkin oldu bu sürede de kimseye bir şey söylemedi." sonra haifi bir dehşetle bakarak "Kimseye bir şey söylemedi değil mi Edward?" dedi ben de "Tabii ki hayır Alice hiçbirimiz ele verici bir şey yapmadık." dedim.Carlisle "Bu pek iyi değil,6-7 aya kadar Volturilerdein bir ziyaret bekleyebiliriz." dedi ve Alice'e bakarak "Gördüklerin bu kadarla kalmayacaktır." dedi.Alice de "Biliyorum kararları henüz tam anlamıyla kesin değil zaten o yüzden net göremiyorum." diye huysuz huysuz fikir yürütü."Aslında düşününce belki de sadece Nessie'yi kontrol etmeye geliyorlardır hem daha kesin bir karar vermiş de değiller.Herkesi bu kadar erken telaşa vermenin bir anlamı yok henüz kimseye söylemeyelim." dedim ama kötü şeyler olacak bundan eminim zaten onlar geldiğinde hep kötü şeyler olur.En son geldiklerinde hepimiz ölümle burun burunaydık.

***

Son 1 ay öyle hızlı geçti ki daha doğrusu bol koşturmacalıydı.Şu artan ölümlerle Volturiler arasında bir bağlantı olduğu açık Alice aklının bir bölümünü onlara yoğunlaştırdığı için ne olduğunu bilmediğimiz bir nedenden dolayı insanları öldürüyorlar.Tabii Alice'i ve bizleri meşgul eden sadece Volturiler değil. Alice,Rose ve Bella,Nessie'nin yaklaşan düğünüyle de baya bir meşguller.Nessie başı çekmek üzere herkes çok heyecanlı ama Bella'da hala anlayamadığım bir şeyler var v bunu onunla konuşmalıyım. Sanırım saat gecenin 3'ü ve biz de kulübedeki beyaz yatakta yatıp gecenin sessizliğini dinliyoruz.Tam bu anda merakıma yenik düşerek "Bella neden böylesin?Yani son zamanlarda çom tuhafsın kabul et lütfen Alice'e,Rose'a,Esme'ye ve hatta Nessie'ye bile rol yapabilirsin ma beni kandıramazsın.Neler oluyor anlatır mısın?" dedim.Birden bana afallamış gibi baktı sonra o da iradesine yenik düştü ve "Korkuyorum Edward, korkuyorum." dedi,"Ama neden?"dedim hemen,yoksa Alice ona anlattı mı diye düşünmeden de edemedim."Nessie'ye bir şey olmasından korkuyorum.Jake hala kendini tam anlamıyla kontrol edemiyor ya ona istemeden de olsa bir şey yaparsa?Biliyorum jake bunu zaten isteyerek asla yapmaz,yapamaz. Ama Emilie'yi gördün.Nessie'nin bizim kadar olmasa da dayanıklı olması burada pek de etkili değil Jake o pençelerle bir vampiri parçalayabiliyor.Ayrıca Nessie'nin de daha şimdide bizden kopmaya başladığını hissediyorum.Onun bizden kopmasından en azından bu kadar çabuk kopmasından korkuyorum." dedi ve bana baktı sanki ağlayabilse hüngür hüngür ağlayacaktı.Şaşırdım çünkü bu kadarını beklemiyordum. "Aşkım kendini boşuna üzdüğünü düşünüyorum.Evet Nessie şu sıralar bizden biraz uzaklaştı ama alsa kopmadı kopmaz da zaten burada olduğu her an Jacob'ı düşündüğü kadar bizleri de düşünüyor en çok da seni.O yüzden merak etme eminim ki dengiyi sağlayacaktır.Bir de şu Jacob'ın kontrol sorunu var bu konuda ne yapar bilemiyorum ama istemli de olsa istemsiz de olsa kızıma en ufak bir zarar verecek olursa kafasıyla gövdesini birbirinden ayırırım."dedim ve gülmeye başladık o da "Hayır böyle bir şey yapmazsın."dedi.Ben de "Evet yaparım bahse var mısın?"dedim ve onu öptüm.


bu da yeni bölüm pek uğranmıyor bu bölüme sanırım ama ben yine de koydum utan


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
robertzeynep
Twilight | Yeni üye
Twilight | Yeni üye


Paylaşım Gücü : 3
Tür : Vampir
Yaş : 30
Nerden : İzmir
Kayıt tarihi : 13/07/10

Kişi sayfası
Yönetimden Alınan Uyarı:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Salı 13 Tem. 2010, 14:06

Hikaye süper devam et lütfen süper
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
glry
Twilight | Yeni üye
Twilight | Yeni üye


Paylaşım Gücü : 5
Tür : Kurt Kız
Yaş : 21
Nerden : taylor'un yanından
Kayıt tarihi : 14/07/10

MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Perş. 15 Tem. 2010, 01:13

devamı gelsin bencede süper alkış
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mrv rkn
Süper Mod.| Çevirmen
Süper Mod.| Çevirmen


Paylaşım Gücü : 2687
Tür : Vampir
Yaş : 22
Nerden : Hayal Dünyasından XD
Kayıt tarihi : 27/01/10
Lakap : Soldier Blood,Soblood XD

MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Perş. 15 Tem. 2010, 01:59

5.BÖLÜM
Büyük ev uzun zamandır bu kadar sessiz olmamıştı.Herkes bir tarafa dağıldı.Esme resim yapıyor;Carlise araştırmaya devam ediyor;Alice,Rose,Emmett ve Jasper avlanmaya gitti;Nessie ve Jacob müzik dinliyor; biz de oturmuş televizyon izliyoruz.Haberlerde ölümlerin hala arttığından bahsediliyordu.Bella bir şey fark etmesin diye normal görünmeye çalışarak kanallarda ilerlemeye devam ettim umarım fark etmemiştir. Kanalların birinde bir romantik-komedi vardı açtım ve izlemeye başladık.Filmin sonlarına doğru bizimkiler avdan döndüler ama Bella hiç farkında değilmiş gibi seyretmeye devam etti ben de Alice'in arkamızda olduğunu bilmeme rağmen hiç aldırmadan filmin sonunu bekledim.Bahçeden Emmett ve Jasper'ın sesleri geliyordu.Kesin Emmett avıyla canice oyunlar oynamıştır Jasper'la onu konuşuyordur.Film bitti ve Bella gerinirken bana dönüp "Aşkım biz de mi ava gitsek uzun zamandır avlanmadık." dedi ben de "Aslında güzel fikir avlanalı 1 haftadan fazla oldu." dedim ve kalkıp elinden tuttuğum gibi ayağa kaldırdım onu da.Tam dışarı çıkıyorduk ki bir an durdu ve "Nessie'yi de çağırsak mı?" diye sordu.Ama Nessie ve Jacob yarın ava çıkacaklardı hatta şu an bunu konuşuyorlardı."Bence onları bozmasak iyi olur." dedim.Beni başıyla onayladı ve elimi bırakıp gülerek koşmaya başladı.Peki yarışmak istiyorsa kendisi bilir.Arkasından koşuyordum ama baya öndeydi ve durup bana dönerek "Hadi aşkım çok yavaşsın." dedi ve biraz daha koştu.Sonra durdu ve uzun bir süre öyle bekledi ben de ondan biraz geride durdum.Birkaç km ötedeki ayıya odaklandığını anladım tam yoğunlaşmamış olsa ona engel olurdum ve daha az yırtıva bir hayvana yönlendirirdim ama izlemesi de o kadar kötü olmasa gerek.Böylece bir ağaca yaslanıp onu izlemeye başladım.Avına odaklanmış bir şekilde onu dinliyor ve sanırım hamlelerini tasarlıyordu.10 dk. kadar hareketsiz durduktan sonra aniden atağa geçti ve ağaçlarınn üzerinden atlayarak avına yaklaşıp ayının zayıf anını bekledi.Ama 5 dk. bekledikten sonra dayanamayıp ayının üzerine atladı ve onunla güreşmeye başladı.Normalde bu kadar tedirgin olmazdım bu sahneyi daha önce defalarca görmüştüm.Tek fark genelde ayının karşısında benim Bella'm değil Emmett olurdu.Ama Bella da hiç fena değil ayı ona her pençesinden ustalıkla sıyrılıyordu sanki onunla dans ediyrdu.Onu seyrederken adeta büyülendim.Ayıyla oynuyor gibiydi ve oyundan sıkılmış bir çocuk gibi hemen oyunu bitirdi;ayıyı devirdi ve iştahla kanını içti. Benim onu izlediğimi görünce gülümseyerek geldi ben de "İyi güreşiyorsun ama hala temiz çalışamıyorsun." dedim bu sefer sesli gülerek "Bunu denemeyi bıraktım.Temiz çalışmaktansa onlarla oynamak daha eğlenceli" dedi ve "Sen neden avlanmıyorsun ve dahası beni izliyorsun?Beni vahşi hayvanlarla görünce kriz geçirdiğini saıyordum." diye ekledi,ben de"Aslında bu artık o kadar da korkutucu değil hatta şaşırtıcı şekilde eğlenceli." dedim.Güldü ve "İstersen biraz ötede bir aslan var.Seyretmek hoşuna gittiyse yani..."dedi ben de hemen "Bence ikimize de 1 günde bu kadarı yeterli biraz da ceylanları korkutalım." dedim ve hemen koşmaya başladım o da arkamdan geldi;yetişebilsin diye yavaşladığımda hemen yanıma geldi.Genç bir sürü yakaladık ve 1 saate yakın avlandık çoğunlukla o avlandı ben de onu seyrettim ama baya doymuştum.Eve dönerken üzerine bakıp "Büyük eve gitmeden önce kulübeye uğrasak iyi olur üzerimi değiştireyim." dedi ben de gülerek "Aslında benim için bir sorun yok ama sen bilirsin." dedim güldü ve omzuma hafif bir yumruk atıp "Hadi yakala beni...tabii yakalayabilirsen." diyerek hızlandı,ben de arkasından.Kulübeye yaklaşırken hızlanarak onu bir ağacın önünde kıstırdım ve ilerleyerek sırtını ağaca yasladım.Altın sarısı gözleriyle bana bakarak gülüyordu,ben de ona.Sonra ani bir hareketle dudaklarını dudaklarıma yapıştırdı.Dudaklarındaki şehveti ve bu şehvetin bende de alevlendiğini hissediyordum.Onu belinden kavradım ve kendime doğru çektim,o da kollarını boynuma doladı sanki aramızda 1 cm dahi kalsın istemiyordu.Onu nazikçe kucağıma aldım ve hızlıca kulübeye kuştum.

***

Hızlıca kıyafet araken "Madem seyretmek eskisi kadar korkutucu değil...hatta eğlenceli,o zaman vahşi hayvanları da avlamam senin için sorun olmaz.Aslında keşke o aslanı da avlasaydım."dedi bir yandan muzipçe gülerek,ben de "Artık benim için pek sorun olmaz ama Alice'in buna itiraz edeceğine eminim sonrasında da sana giysi yetiştirememekten vealdığı güzelim şeyleri mahvettiğinden yakınıp duracak." dedim."Doğru söylüyorsun ama n'apayım tatları geyiklerden daha iyi ve çaresizce kendilerini savunmaları da çok komik."dedi bu arada onun giyinmesini seyrederken beynimde notalar dönmeye ve bir melodi oluşmaya başladı."Tamamdır ben hazırım çıkabiliriz."diyerek dalgınlığımı bozdu.Gülümseyerek ona doğru gidip elini tuttum ve onu çekiştirircesine büyük eve dopru koşmaya başladım.İlk önce adımları sarsaktı,şaşırmıştı sonra bana ayak uydurdu ve arkamda hızlanmaya başladı.Nehirden atladıktan sonra da elini tutup hızla koşmaya devam ettim.Eve girdiğimizde hızımızı normale döndürdük ve Bella şaşkın bir şekilde "Edward n'oldu,kötü bir şey mi var,neden acele ediyorsun?" diye sordu.Onu rahatlatmak için gülerek "Aşkım hemen endişelenme sadece sana bir şey göstermek istiyorum." dedim ve hemen rahatladı.Piyanonun başına geldiğimizde elini bırakıp oturdum ve çalmaya başladım o da yanıma oturdu. Tam olarak ne çaldığımı bilmiyorum sadece az önce aklımdan geçen notaları çalıyordum ve o melodi oluşuyodu ama parmaklarım sanki bu melodiye hakimmiş gibi tuşların üzerinde kayıyordu.Şarkının tam bir ritmi yoktu bazen yavaş,bazen hızlı sonuysa sanki hiç gelmeyecekmiş gibiydi ama müzik hızlandı, hızlandı,hızlandı ve ani bir yavaşlamayla bitti.Bunlar sadece az önce aklıma gelen notalar ve melodiydi. Şarkı bittiiğinde Esme ve Alice'in bizi izlediğini fark ettim ama onlara bakmadan direkt Bella'ya döndüm.O da şaşkın bir şekilde gülümseyerek bana bakıyordu ve "Bu...bu...yani bu gerçekten çok...gerçekten çok güzel hatta güzel az.Bu müthiş bir şey." dedi."gerçekten mi?Bunlar biraz önce aklıma geldi ve ilk sana çalmak istedim."dedim gülümseyerek.Esme de "Edward bu gerçekten çok güzel bir parça olmuş." dedi, Alice de "Yine harikalar yaratmışsın Edward." deyip içini çekerek ve parçayı mırıkdanarak içeri gitti,Esme de arkasından.Bella da şaşkın gülümsemesiyle bana bakıyordu,ben de hayranlıkla onu seyrediyordum.

yha bana kalsa ful 20 bölümü de atacağım isteyen okusun ama her bölüm sonunda yorumları okumayı seviyorum(gerçi pek yorum almıyor ama) bir de flood yapmak istemiyorum işte 5. bölüm umarım beğenirsiniz sevgi


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Derya CULLEN
Twilight | Yeni üye
Twilight | Yeni üye


Paylaşım Gücü : 8
Yaş : 18
Nerden : Ankara
Kayıt tarihi : 10/06/10
Lakap : Küçük Bella

Kişi sayfası
Yönetimden Alınan Uyarı:
0/0  (0/0)

MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Perş. 15 Tem. 2010, 12:47

çok güzel gerçekten diğer bölümü heyecanla bekliyorum sevgi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mrv rkn
Süper Mod.| Çevirmen
Süper Mod.| Çevirmen


Paylaşım Gücü : 2687
Tür : Vampir
Yaş : 22
Nerden : Hayal Dünyasından XD
Kayıt tarihi : 27/01/10
Lakap : Soldier Blood,Soblood XD

MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Cuma 16 Tem. 2010, 21:28

6.BÖLÜM
Cinayetlerle ilgili hala bir gelişme yok.Carlisle'la neye elimizi atsak kuruyor.Önemsiz bir ayrıntı da bulsak peşinden gidiyoruz ama sonunda hiçbir şey çıkmıyor.Carlisle'ın çalışma odasında,benim bilgisayarın başında her zamankinden fazla zaman geçirmemize;Alice de Volturilere yoğunlaşmasına rağmenpek uzak değiliz dahası evdekiler de bizde bir gariplik olduğunun farkında. Birkaç gün önce Alice'le gördükleri hakkında konuşuyorduk ve Jasper yanımıza gelip sinirli bir şekilde "Neler oluyor?Çabuk anlatın." dedi Alice de onu sakinleştirmek için "Jazz sakin ol inemli bir şey değil.Sadece...sadece Jacob ve Nessie hakkında konuşuyorduk." dedi.Ben tam ağzımı açıp gerçeği söyleyecektim ki 'Edward şimdi olmaz,herkesi telaşa veremeyiz.2 hafta sonra Nessie'nin düğünü olsun ondan sonra söyleriz diğerlerine de.' diye düşündü.Başımı peki anlamında salladım.Jasper da "Peki öyle olsun bakalım." dedi ve bir hışımla gitti.Ben de hemen "Alice bunu gizlemek gittikçe zorlaşıyor,onlara söylemeliyiz,herkes şüphelenmeye başladı.Bella da beni sorguya çeker gibi neler olduğunu sordu.Senin görüşünün sıklaşması,benim bütün gün bilgisayarın başında oturmam dikkatini çekmiş.Rose'la Jasper da söylemiyorlar ama endişeleniyorlar." dedim. Alice başını 2 yana sallayarak "Hayır Edward olmaz.Ben de biliyorum onlardan bir şeyler sakladığımızın farkında olduklarını ama olmaz.Hem bu kadar sakladık 2 hafta daha saklasak bir şey değişmez.Zaten Volturilerin kararları daha yeni yeni kesinleşiyor.Ayrıca Nessie'ye bunu yapamayız sen de biliyorsun." dedi ve haklıydı Nessie'ye bunu yapamazdık "Peki dediğin gibi olsun." dedim;sonra konuşmaya devam ettik.Yaklaşık 1 saat sonra konuşmadan koptu,vücudu dikleşti ve gözleri odağımı kaybetti;yine bir şeyler görüyordu tabii ben de görüyordum.Gördükleri bitince birbirimize baktık,ikimiz de şaşkındık.Söze ilk o başladı "Edward Volturilier...kararlarını kesinleştirdiler ve..."ama sonunu getiremedi.Hemen kalkıp Carlisle'ın yanına gittik ve ben "Carlisle Volturiler.Kararlarını kesinleştirdiler.2-3 ay içinde buraya geliyorlar." dedim ve ben farkında olmadan sesim alçalarak "Öldürmeye..." diye devam ettim.O anda Alice'in kafasında başka görüntüler oluşmaya başladı.Ben de "Alice bunu çiz."dedim ve elinin altına kağıt kalem yerleştirdim.Çünkü bu bir işaretti daah doğrusu bir sembol;çok tanıdık bir sembol.Alice hemen çizdi ve önümüze sürdü.Sonra kendi kendine "bu biraz tuhaf.Onlar öldürmeye geliyorlar burası açık ama bizi öldürmeye değil." dedi.Carlisle "Bu sembolü biraz araştırsam iyi olacak." dedi,ben de "Fotokopisini çekeyim ben de internetten araştırırım." dedim ve hemen aşağıya gidip fotokopisini çektim.

***

Hala sembolle ilgili bir şey bulamadık ne ben,ne de Carlisle.Aslında çok tanıdık geliyor daha önce gördüğüme eminim hatta Carlisle da bir yerlerden hatırladığını söylüyor.O eski kitaplarını yandan karıştırıyor,ben de internet sitelerine bakıyorum.Bir yandan bilgisayarda araştırma yaparken diğer yandan da belki bir şey görür diye Alice'in düşüncelerine yoğunlaştım.Tam o sırada Nessie yanıma gelip bana sarıldı ve "Babacım ne yapıyorsun?" diyerek ekrana biraz daha yaklaştı,ben de belli etmemek için "Önemli bir şey değil tatlım." deyi onu öptüm,o da esneyerek "Peki.Sizi bekleyeyim dedim ama daha buradasınız herhalde ben de kulübeye gidiyordum."dedi ve tam giderken gözü masadaki kağıda takıldı.Şaşkınlıkla "Aaaa bu Jake'in kabilesinin işareti.Ama bununla ne işin var ki?" dedi.Tabii ya nerden tanıdığım ortada bu Elprahim Black'in kabile sembolü.Nessie'ye "Sadece tanıdık gelmişti,nerden hatırladığımı bulmaya çalışıyordum.Sağ ol tatlım." dedim,o da gülümseyerek "Ben kulübeye gidiyorum fazla uykusuz kalmasam iyi olacak yarın büyük gün" dedi ve beni öpüp gitti.bella'yla da vedalaşırken onlara döndüm ve "tatlım istersen sen de Nessie'yle git,ben de yarım saate kadar gelirim." dedim,Bella da beni başıyla onayladı ve beraber gittiler. Hemen Carlisle'ın odasına gittim ve "Elprahim Black" dedim;o da anlamamış bir şekilde bakınca "Sembol Elprahim Black'in kabilesine ait." dedim.Önce bulduğumuza sevindiği için gülümsedi ama sonra bu gülümseme bir anda korkuya dönüştü,aklından geçenleri duyduğumda şok oldum.Tüm o ölenler arasındaki ortak noktayı,Volturilerin amacını,buraya neden geleceklerini,kimi öldürmek için geleceklerini düşünüyordu."Kurtlar için geliyorlar.Onlar Alice'in kör noktası olduğu için hep aynı yerde tıkanıyorduk.Onları öldürmeye geliyorlar." dedi.Alice'i çağırmaya gidiyordum ki beni görmüş olmalı ben çıkacakken kapıdan telaşla girerek "Ne oldu Edward,kötü bir şey mi var?" dedi ve ona bir solukta olanları anlattım,o da şok oldu."Bu olamaz.Onlar kötü bir şey yapmadılar ki onları öldüremezler." dedi.Carlisle "Uzun yıllar önce Caius'un onlarla bir sorunu vardı.Ayrıca Nessie için geldiklerinde onlar bizim tarafımızda savaşarak nefretlerini kazanmış olmalılar.Şimdi de bunun intikamını almak için yüz yıllar sonra kurt-adamları katlediyor olmalılar." dedi.Bir an düşününce Jacob'ın ölmesi o kadar da kötü bir fikir değildi;önce Bella'mı elimden almaya çalıştı,yarınsa kızımı elimden alacaktı.Ama sonra aklıma Nessie geldi,onsuz nasıl yaşardı;çekebileceği acının tarifi olamazdı.O anda ilk düşüncemin saçma olduğunu anlayarak atıldım ve "Onları uyarmalı ve gerekirse-ki gerekecek gibi görünüyor-yanlarında savaşmalıyız." dedim.İkisi de beni onayladılar. Alice son anda "Ama bunu yarından sonra sçyleyelim lütfen.Ne Jacob ve Nessie'nin,ne de diğerlerinin keyfini bozmayalım hem emeklerim de boşa gitmesin.En azından yarın için." dedi yalvarır gibi,bu sefer de Carlisle ve ben onu onayladık.

***

Eve geldiğimde Bella şöminenin karşısında öylece oturmuş ateşe bakıyordu.Yanına gidip oturduğumda bana suçlayıcı bir bakış atarak "Edawrd bunu sana tekrar sordum ama yine soracağım;n'oluyor?" dedi,ben de "Bir şey olduğu yok aşkım." dedim.Biraz sinirlenmiş bir şekilde "Peki öyleyse ne bu bilgisayarın başında sabahlamalar,geceyarılarına kadar Alice'le gizli gizli konuşmalar ve Alice'in görüşlerinin sıklaşması?" dedi.Ne diyebilirdim ki?Yarından sonra her şeyi öğrenecek zaten sonrasında da korku ve endişe olacak ama kızımızın düğününde mutlu olmayı hak ediyoruzen çok da o hak ediyor.Ondan bir şey saklamaktan nefet etsem de söyleyemem,bu yüzden Alice'in yalanına sığındım ve "Aşkım önemli bir şey değil bilgisayarda sana ve Nessie'ye doğum gününüz için değişik hediyeler aradım(aslında hediyelerimi aylar önce almıştım);Alice'le Nessie'nin düğünüyle ilgili konuşuyorduk;Alice'in görüşleri de Jacobla Nessie'yi görmeyi denemesini istediğim için öyle." dedim.Bunların üzerine rahatladı ama inandığı için değil inanmak istediği için.Sonra kolumun altından bana baktı ve "Bana hediye almana gerek yok bunu biliyorsun." dedi,"Nedenmiş?"dedim gülerek,o da "Çünkü yanımda sen varsın ve bu da bana yeter." dedi ve uzanıp beni öptü.

bu da yeni bölüm umarım olmuştur ve beğenirsiniz sevgi
ben böyle 1 yorum alınca hemen bölüm koyuyorum ama pek sık yorum gelmediği için böyle yapıyorum beklemek de pek benim tarzım değil zaten bekle bekle nereye kadar hıhı


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mrv rkn
Süper Mod.| Çevirmen
Süper Mod.| Çevirmen


Paylaşım Gücü : 2687
Tür : Vampir
Yaş : 22
Nerden : Hayal Dünyasından XD
Kayıt tarihi : 27/01/10
Lakap : Soldier Blood,Soblood XD

MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Cuma 13 Ağus. 2010, 00:54

7.BÖLÜM
"Alice sakin olur musun?Nessie uyanınca gelecekler;biliyorsun ki o bizim gibi değil,uyumaya da ihtiyacı var." dedim.Artık sinirlenmiştim.Alice geldiğimden beri telaşlı ve 5dk.da bir Bella'yla Nessienin ne zman geleceğini sorup duruyor.Keşke onları bekleseydim ama Bella beklememem için ısrar etmişti."Edward nerde kaldılar?Ah inanamıyorum ne uykucu bir yeğenim var.Onun yerinde ben olsam heyecandan uyuyamazdım.Ama hanımefendi bu saatlere kadar mışıl mışıl uyuyor." dedi."Alice gerçekten abarttın.Saat daha 11." dedim.O da kızgın bir bakış atarak "Edward sen bu işlerden hiç anlamıyorsun.Daha gelecekler,Nessie giyinecek,saçı ve makyajı yapılacak sonra onun işi bitecek bizler giyineceğiz,hazırlanacağız ve hepsi bittikten sonra ben gelip son düzenlemeleri yapacağım." dedi.Ben de "Tamam o zaman böyle devam et." dedim,bana dil çıkardı ve biraz sonra Bella'yla Nessie geldiler.Alice hemen Nessie'yi kolundan çekiştirerek "Çok geç kaldık çoook.Bir an önce başlamalıyız." dedi ve o daha ne olduğunu anlayamadan Alice onu tuttuğu gibi hızla yukarı doğru koşmaya başladı. Bella da "Sanırım Alice de Nessie kadar heyecanlı." dedi ve güldü."Aslında yerinde bile duramıyordu geldiğimden beri 5dk.da bir sizi sordu ve söylenip dudu." dediğimde ikimiz birden kahkaha attık.

***

Renesmee ve ben mihraba doğru yürürken Bella,Alice,Rose,Esme,Tanya,Kate ve Carmen ağlayabilselerdi kesin ağlarlardı;Renee,Leah,Emily,Rachel ve Seth'se onu Jacob'a verirken kendilerini tutamayıp ağlamaya başladılar.Renee,Nessie'yi üvey kızımız zannediyor ama buna onu çok seviyor;zaten kim sevmiyor ki...Birbirlerine "Evet." derken ikisinin de gözleri parlıyordu.Bu anın onlar için ne kadar büyülü ve özel olduğunu tahmin edebiliyorum. Tören hepimiz onları tebrik ettik.Sonra Alice'in hazırladığı o muhteşem ve ona bir o kadar da zahmet veren(bunu bıkkınlıktan çok böbürlenerek söylüyor) kutlama için bahçeye çıktık.Pastalarını kestiler ve dansa başladılar.Onlardan sonra herkes dans etmeye başladı tabii ben ve Bella da.Onun kokusuyla sarhoş olmuş bir şekilde dans ederken müziğin ortalarına doğru "Edward şimdi n'olacak?" dedi.Ben de "ne gibi aşkım?" dedim.Sanki onu ciddiye almıyormuşum gibi bakarak "Nessie buradan gidecek yani." dedi.Konuyu nereye getirmeye çalıştığını anlamasam da "Evet,doğal olarak." dedim o da "La Push'a gidecek."dedi,başımla onayladım.O anda bana öyle üzgün baktı ki ne yapacağımı bilemeden teselli etmek istercesice onu kendime doğru çektim.Hala üzgün bir şekilde "Edward,kızımın beni bırakmasını istemiyorum;onun benden uzağa gitmesini istemiyorum." dedi.Her annenin hissedeciği şeyleri hissediyor onun için mutlu ve biraz fazla da olsa üzülüyor.Onun üzülmesine dayanamıyorum."Tatlım Nessie kimseyi bırakmaz hele sani asla.Ama şu anlaşma şartlarını gözden geçirmemiz lazım.Ayrıca Nessie bir süre balayını ertelemek zorunda." dedim.Şaşırarak "Neden ki?" dedi."Öyle gerekiyor.Sanırım Alice onunla konuştu konuşmadıysa da ben konuşurum." dedim.Hemen "Kötü bir şey yok değil mi Edward?" dedi.Var ama bunu bugün söyleyemem."Aşkım bugün sadece iyi şeyler düşünelim lütfen." dedim ve "Benim Nessie'yle dans etmem gerek." diye ekledim.Bella da onlara bakarak "Bırak biraz daha dans etsinler." dedi,ben de "Tatlım 1 şarkı sonra onu geri vericem,herhalde o kadar da ayrı kalabilirler.Biz bile kalabiliyorsak." dedim ve onu öpüp Nessie'nin yanına gittim.Ben Nessie'yle dans ederken Jacob da Bella'yı dansa kaldırdı.O gidince Nessie "Baba.Alice halam balayını biraz ertelememiz gerektiğini,bir süre burada kalmamızı istediğini söyledi.Ama neden?Biliyorsun ben artık -" derken sözünü kestim,ne diyeceğini biliyordum."Tatlım bu öyle bir konu değil.Önemli bir mesele ve bu yüzden sadece sizi değil tüm sürüyü alıkoyduk.Yarın onları da çağırıp toplantı yapacağız."dedim,ona biraz fazla şey söylediğimi farkındayım ama bugün umursayamayacak kadar neşeli.O sırada gözüme bir parlaklık çarptı.Bu Bella'nın Nessie'ye beraber geçirdiğimiz ilk yılbaşında aldığı madalyondu.Biraz da konuyu değiştirmek için "Annenin aldığı madalyonu takmışsın." dedim.Elini madalyona götürüp gülümseyerek "Evet.Alice hala inci gibi bir şeyler takmamı istedi böyle bunun pek yakışmayacağını düşündüğü için takmama izin vermemişti.Ama ben son anda ondan gizli taktım.Çünkü onu çok seviyorum.Bana huzur veriyor." dedi.Ben de "Alice her zaman en iyisini bilmez.Bana kalırsa çok yakışmış." dedim ve onu öptüm.Biraz daha dans ettik sonra arkamda Emmett'in öksürüğünü duydum ve ona baktığımda "Müsade edersen Edward,yeğenimle dans etmek istiyorum" dedi alaycı bir tavırla,ben de"Tabii ki,ne demek." dedim aynı tonla.Onların yanından ayrılıp Bella'yı buldum ve dans etmeye devam ettik tabii ben yine onun muhteşem kokusuyla adeta sarhoş oldum.Hiç konuşmadan bir süre dans ettikten sonra Bella dayamanamıyormuş gibi bir hararetle "Edward neden yarın sürüyle bir toplantı yapılacak ve neden benim bundan haberim yok?" dedi. Bunları kesin jacob söylemiştir ona "Aşkım aslında bundan kimsenin haberi yok.Tabii Jacob herkese yetiştiriyor ve sanırım senden başlamış.Her neyse sana önemsiz bir konu demeyeceğim çünkü önemli ama kimsenin keyfi kaçmasın diye söylemek istemedik özellikle de Nessie'nin;ayrıca Alice tüm emeklerinin boşa gitmesini istemiyordu." dedim ve "Merak etme yarın ister istemez öğreneceksin ama bugün bunları düşünmeyelim,mutlu olalım." diye ekledim.Hemen "Yani kötü bir şey öyle mi?" dedi,ben de "Aşkım ben demin ne dedim?Bugün bunları düşünmeyeceğiz,sadece mutlu olacağız.Tamam mı?" dedim o da başıyla beni onayladı.Kötü bir şeyler olduğunu yarın pat diye öğrenmesindense böylesi daha iyiydi.Konuyu değiştirmek için "Nessie;geçirdiğimiz ilk yılbaşında ona aldığın madalyonu takmış.Hem de Alice'den gizli." dedim,güldü ve "Gerçekten mi, dikkat etmemişim.Hem de Alice'ten gizli takmış.Bebeğim benim..." dedi.Ona biraz daha yaklaştım ve kulağına doğru "Onu çok sevdiğini ve ona huzur verdiğini söyledi." dedim.Bir süre sonra müzik kısılmaya başladı ya da bana öyle geliyordu.Onun saçları arasında kaybolmuştum ve sonsuza kadar öyle durabilirdim.Ama Bella'nın geri çekileek kendine çeki düzen verme çabalarıyla kendime geldim.Yanımızda Charlie duruyordu ben de gülümsedim ve Bella'yı ona bıraktım.Oturmak için köşeye giderken Tanya yolumu kesti ve "Dans edebilir miyiz?Tabii senin için sorun olmazsa" dedi. İlk önce ne diyeceğimi şaşırdım ve bir an duraksadım(Çünkü Bella'ya ona ait olduğumu defalarca söylediysem de Tanya'y kıskanıyordu.),sonra ayıp olmasım diye "Tabii bir sorun olmaz" dedim.Altı üstü bir dans sonuçta.Tanya'yla dans ediyordum ama Bella'nın yanında olmak istiyordum ve benden farklı düşüncelerle de olsa onun gözlerini üzerimde hissediyordum.Şarkı bitti ve hemen gülümseyip Tanya'nın yanından ayrıldım.Bella'yı aradım ve buldum.Onun yanına gidip hemen dansa kaldırdım.Biraz sonra sesinde gizli bir öfke ve kıskançlıkla "Seni 2 dk. yalnız bırakmaya gelmiyor." dedi.Ben de olayı yumuşatmak için "Tatlım sadece nezaket gereği geri çeviremedim." dedim.Bana keskin bir bakış fırlatarak "Aşkım biliyorsun ki her zaman nazik olmak iyi bir şey değildir." dedi."Neden böyle dedin ki?" dedim.Bu sefer sinsice bakarak "Ben nazik davranmadığımda sen daha mutlu oluyorsun." dedi."Nasıl yani?" dedim ama belli ki bu konuşma iyi bir yere gitmeyecek."Şöyle açıklayayım;Mike'ın gönderdiği e-maillere cevap verseydim ya da onu dışarıda her görüşümde umursamamak yerine bir kafede oturup uzun uzun konuşsaydım ona karşı daha nazik olurdum ama senin pek hoşuna gitmezdi."dedi nereden vuracağını iyi biliyordu.Boğazımdan biraz yüksek bir hırlama çıktı ve "O sana e-mail mi atıyor?" dedim.Bakışları bu sefer daha yumuşaktı "Aşkım sakin ol 5-10 maildi sadece ve ona karşı nazik davranmayıp cevap vermeyince göndermeyi bıraktı.Ayrıca bak Mike'a karşı nazik olmaktan bahsettiğimde bile böyle tepki gösteriyorsun.Hem onun senden üstün bir yanı da yok yani kıskanmana da gerek yok ama..." dedi.Onu belinden kendime doğru çektim ve kendime hakim olmaya çalışıp gülerek "Peki aşkım;nasıl istiyorsan öyle olsun Bir daha Tanya 'ya nazik davranmam.Ayrıca Mike benden üstün olmamasına rağmen onu kıskandığımı söyleyerek Tanya'nın senden üstün olduğunu ve bu kıskançlığının mazur görülebileceğini ima etmeye çalışıyorsan yanılıyorsum.En azından 1.sinde yanılıyorsun benim için üstün olan Tanya değil sensin ama bu kıskançlığını mazur görebilirim çünkü hoşuma gidiyor." dedim ve onu dudaklarından öptüm.o da "Yaaa demek benim seni kıskanmam hoşuna gidiyor.Peki senin kıskançlığının da benim hoşuma gitmediği,hatta beni eğlendirmediği ne malum?" dedi muzipçe gülerek.Elimde olmadan yine hırladım,o da kısık bir kahkaha attı bununla gerçekten eğleniyordu.

flood yaptım farkındayım yorum olmadığı için koymuyorum genelde ama çok içimden geldi utan


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mrv rkn
Süper Mod.| Çevirmen
Süper Mod.| Çevirmen


Paylaşım Gücü : 2687
Tür : Vampir
Yaş : 22
Nerden : Hayal Dünyasından XD
Kayıt tarihi : 27/01/10
Lakap : Soldier Blood,Soblood XD

MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Salı 07 Eyl. 2010, 15:37

8.BÖLÜM
Kulübedeki beyaz yatağımızda yatmış tüm günün stresini atmak için birlikte gecenin sessizliğini dinlerken Bella “Edward sence Nessie şu an n’apıyordur?” dedi.İtiraf etmem gerekirse baya şaşırdım; gerçekten merak mı ediyordu yani? ”Açıkçası aşkım hiç merak etmiyorum ve dahası bunu bilmek istediğimi de pek sanmıyorum.”dedim.Bir an düşündükten sonra “Evet sanırım haklısın şimdi düşününce,ben de bilmek istediğimi sanmıyorum.Ama elimde değil daha önce ondan bu kadar uzak kalmamıştım.” dedi.Ona gülümseyerek Aşkım bu kadar tama bence,zaten sabah gelecekler.Ayrıca burada olsa bile uyuyor olacaktı.” dedim.Teslim olmuş gibi bakarak “Biliyorum aşkım ama elimde değil. Ayrıca kimse buna bir anda alışmamı bekleyemez.” dedi.”Onu özlemen gayet doğal ve hiçbirimiz onun yokluğuna bir anda alışmanı beklemiyoruz.Aslında tam olarak bir yere gittiği yok.Ama bu değişikliğe alışmak için hepimizin zamana ihtiyacı var.” dedim.Sonra bana çözemediğim bir şekilde baktı ve “Sevgilim,bir şey sormak istiyorum.” dedi,başımla onayladım ve “Tanya ve ailesi ne zaman gidecekler? Diğer bir deyişle kaç gün daha buradalar?Ya da …” diye devam ederken sözünü kesip “Sanırım son sorun Tanya’nın seni kaç gün daha huzursuz edeceği.” dedim bana sinirle bakarak omzuma yumruk attı.”Cevap veriyorum,1 hafta daha bizimle beraberler.” dedim kendini tutamayıp kısa bir şekilde ofladı. Surat ifadesi de çok komikti;sanki hayal kırıklığına uğrayıp sinirlenen bir çocuk gibiydi ve ben de dalga geçmeden duramadım.”Bu işe hiç sevinmemiş gibisin oysa ki ben ne kadar da sevindim.” dedim alaycı bir tonla.Bana öfkeyle baktı ve tıpkı bakışlarındaki gibi bir öfkeyle “Ya demek öyle.” dedi ve doğrulup arkasındaki beyaz yastıkla vurmaya başladı.Birkaç kere vurmasına izin verdikten sonra yastığı alıp fırlattım ve kahkaha atmamak için kendimi tutarak “Aşkım bu tavırların biraz gereksiz olsa da kıskançlığın gerçekten hoşuma gidiyor.” dedim.”Gerçekten sana inanamıyorum.” deyip gülmeye başladı ve ani bir hareketle dudaklarını dudaklarıma yapıştırdı.

***

Büyük eve geldiğimizde hemen Carlisle ve Alice’in yanına gittim.Onlar da beni aklımdaki şeyi,bunu nasıl söyleyeceklerini düşünüyorlardı.Alice bana dönerek “Edward dün Tanya’yla konuştum.Bana Volturilerin onları da ziyaret ettiğini ve bu sırada çok gizemli davrandıklarını söyledi.” dedi.Şaşkınlıkla “Peki onlar Volturilerin ne yaptıklarını biliyorlar mı?” dedim. ve sinirlenerek “Biliyorlarsa neden bize söylememişler?” diye ekledim.Hemen “Dur da devam edeyim.Tanya bana onların ne yaptığını,buraya gelmeden 2 gün önce anladıklarını,zaten buraya geldiklerinde en kısa zamanda Carlisle’la da konuşmayı düşündüğünü söyledi.Ayrıca onlara ziyaretlerinin üzerinden pek fazla geçmediğini,gelenlerin de sadece korumalar değil Aro,Caius,Marcus’un kendileri olduğunu söyledi.Ben de buraya 2 ay sonra geleceklerini tahmin ettiğimi söyledim ama ona göre 1 ay sonra burada olurlarmış.” dedi.Ben de “Bunları Carlisle’a da anlattın mı?” dedim,”Kelimesi kelimesine.Zaten bundan haberi varmış Tanya düğünden önce onunla konuşmuş.Hatta Carlisle ve ben sen gelmeden önce bunu konuşuyorduk.” dedi.Biz bunları konuşurken Carlisle herkesi salona toplamış ve onlara bir şeyler anlatıyordu ama asıl konuya girmemişti.Hemen salona geçip oturduk.Carlise gözleriyle salonu tarayarak “Arkadaşlar sizi buraya çağırdık.Çünkü…Volturiler buraya geliyorlar.” dedi herkesin suratında aynı şaşkın ve korku dolu ifade vardı.Bella yüzünde o ifadeyle bana baktı;sanki Carlisle’a inanmıyor ve benden bunun kötü bir şaka olduğunu söylememi bekliyordu.Ama değildi,başımı üzgün bir ifadeyle iki yana salladım.O anda ifadesi,sanki dünyası başına yıkılmış gibiydi.Nessie de ondan farklı değildi önce,en son geldiklerinde olanları düşündü;sonra,başı korku ve üzüntüyle iki elinin arasına düştü.Aslında herkes şaşkındı tek ve ortak düşünceleriyse ‘Neden geliyorlar?Ne istiyorlar?’ Carlise da anlamış gibi “Ama bizim için gelmiyorlar.” dedi.Bella’ya bakmasam da rahatlayıp arkasına yaslandığını hissettim.Ama eminim ki bu sefer de niçin geldiklerini merak ediyordu.Carlisle devam eti ve “Sürüyü öldürmeye geliyorlar.”dedi.O anda herkes dondu kaldı,sanki dünya durmuş gibiydi.Bella aniden bana döndü.Yüzünde öyle bir korku,
endişe ve hüzün vardı ki ona bir şey olmasından korktum.Nessie Jacob’a bakarak elini onun koluna koydu.Ona bir şeyler gösteriyordu;Volturiler sürünün cansız bedenleri ve bizim küllerimi önünde durmuş birbirlerine zafer dolu bir şekilde gülüyorlardı.Tam böyle olmayacağını söyleyecektim ki Jacob ona sarıldı ve “Hayır.Canım asla böyle bir şey olmayacak,sana en ufak bir zarar gelmesine dahi izin vermeyeceğim.Ne olursa olsun.” diye fısıldadı.Nessie kouşacak durumu olmadığı için ona “Bana değil sana bir şey olmasından korkuyorum.” dediğini gösterdi.Sonra Sam toparlandı ve “Biz de onlarla savaşırız.Öylece gelip bizi öldürmelerini bekleyemeyiz” dedi,Carlisle da “Biz de sizin yanınızdayız.Eğer bir savaş olacaksa biz de sizinle savaşırız.” dedi.Hepimiz de onları onayladık.Alice atılıp “Bana göre 2 ay sonra gelecekler.Ama Tanya 2 hafta önce Denali’de olduklarını ve buraya 1 ay sonra gelebileceklerini söylüyor.Gelenler sadece Jane,Alec,Demetri,Felix ve diğer korumalar değil Aro,Caius ve Marcus da gelecek.Yani işimiz o kadar da kolay olmayacak.” dedi.Emmett “Ya geçen seferki gibi korkup savaşmadan kaçarlarsa ya da kafamızı karıştırıp sinsice bir şey yaparlarsa?” dedi.Carlisle “Dua edelim de savaşmaya gerek kalmadan ya da kimseye zarar vermeden korkup kaçsınlar.Ama sinsice bir saldırıya da açık olmalıyız.” dedi.Hemen atıldım ve “Böyle bir şansımız olduğunu sanmıyorum.Mutlaka savaşmak isteyeceklerdir.Aslında bizi görünce bunu daha çok isteyecekler;çünkü yenerlerse hem buradaki büyük sürüden kurtulacaklar,hem de onlardan sonraki en büyük vampir topluluğunu ortada kaldıracaklar.Bu yüzden her yerde işlerini bitirip en son buraya gelirler ki bu da 1 aydan fazla sürer.Ayrıca Alice sayesinde hazırlıklı olduğumuzu düşünüp pusuya düşmeyeceğimizin farkındadırlar.Bu işi geçen seferki gibi dostluk gösterisiyle kapatamayacaklarını da biliyorlardır.” dedim.Sam “Doğru şekilde saldırır ve bir bütün gibi hareket edersek onları alt edebiliriz.” dedi,Jasper da “Bize uygun, üstünlüğümüz olan bir mekanda akıllıca bir stratejiyle bu iş fazla uzun sürmez.” dedi.Bu noktada Carlisle dayanamayarak “Onlarla savaşmak yerine barışçıl bir çözüm bulmalıyız.belki anlaşmaya varabiliriz.” dedi.Ben de “Carlisle her şeye hazırlıklı olmalıyız.Hepimiz bu işin barışçıl yollarla bitmesini isteriz ama buraya öldürmeye geliyorlar.” dedim.Jacob hiddetle atılarak “Hiçbirimizi öldüremeyecekler. Biz onlardan daha güçlüyüz 13 siz,10 biziz onlarsa 20 kişiler.”dedi.Eleazer suskunluğunu bozarak “Onlar 20 kişi olabilir ama hepsi acı verici veya başka işe yarayan özel güçlere sahip 20 kişi;bizdeyse 23 kişiden 7’sinde bu var,10 kurdunsa en fazla 7’si deneyimli.Sanırım bu durumu eşitler.” dedi.Toplantı böyle öğlene doğru sürdü.Sonra herkes dağıldı.Sürüdekiler La Push’a,Denaliler avlanmaya,Carlisle çözüm yolları aramak için çalışma odasına,Emmett ve Jasper dışarıda bu konu hakkında konuşmaya, Esme sanırım resmine,Rose ve Alice de yukarıya gittiler.Bella’ysa yanımda oturmuş hala kendini toparlamaya çalışır gibi odaksız bir şekilde bakıyordu.


***

Artık korkmaya başladım.1 saat oldu hala kımıldamıyor insan olsaydı ayakta uyuduğunu ya da şoka girdiğini düşünürdüm.Onu omuzlarından tutup hafifçe sarsarak “Bella,aşkım iyi misin?” dedim.Bana döndü ve şaşkın bir şekilde “Ha.Ben iyiyim,ne kadar iyi olabilirsem.Sadece bu sefer nasıl biteceğini düşünüyordum.Bundan da kurtulabilecek miyiz diye.” dedi.Hemen ona sarıldım ve “Aşkım her şey iyi olacak,hiçbirimize bir zarar gelmeyecek.Lütfen başka bir ihtimali düşünme.Sakın.” dedim ve başının üstünden öptüm.Sonra kötü düşünceleri atmak ister gibi kafasını salladı ve “Avlanmaya gidelim mi?” dedi onu başımla onayladım ve çıktık.Çok hızlı koşuyorduk,kaçar gibi.Yaklaşık 10dk. koştuktan sonra durdum,o da durdu.Biraz ilerideki ceylan sürüsüne doğru yöneldik ve yarım saat kadar avlandık. Dönerken Bella yürümek istediğini söyledi halbuki koşmayı severdi.Bir süre yürüdükten sonra durdu ve bana dönerek “Edward bunu bana neden söylemedin?” dedi.Bunu bekliyordum “Sadece Alice,Carlisle ve ben biliyorduk.Aslında ilk olarak gelişleri 6 ay sonraydı çok erken olduğu için söylemek istemedik,Nessie’nin düğününden 2 hafta önce kararları değişti ve 2-3 ay sonra geleceklerini öğrendik bu sefer de kimseyi düğün arifesinde huzursuz etmek istemedik özellikle de Neesie’yi.” dedim ve “Aşkım bugün öğrenince Nessie’nin halini gördün,ya bir de düğün öncesi söyleseydik?O zaman kesinlikle çok daha kötü durumda olurdu.” dedimSinirle bakarak “Ama bana söyleyebilirdin.Ben ona söylemezdim.” dedi.”O zaman da düğünde sen mutsuz olurdun halbuki zaten Nessie gitti diye üzgündün,bir de bu olsaydı kim bilir senin durumun nasıl olurdu.” dedim.Bana korku ve hüzünle bakarak “Edward bunu da atlatacağız,kimseye bir şey olmayacak değil mi?” dedi.Bunu duymaya ihtiyacı vardı,ona sarıldım ve “Korkma aşkım hepimiz iyi olacağız.” deyip onu alnından öptüm.

puffs mesaj gelmediği için ben tüm bölümleri koyacağım isteyen okusun utan


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mrv rkn
Süper Mod.| Çevirmen
Süper Mod.| Çevirmen


Paylaşım Gücü : 2687
Tür : Vampir
Yaş : 22
Nerden : Hayal Dünyasından XD
Kayıt tarihi : 27/01/10
Lakap : Soldier Blood,Soblood XD

MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Çarş. 08 Eyl. 2010, 22:05

9.BÖLÜM
Gecenin karanlığında kulübenin arkasındaki küçük havuzu seyrediyordum.Hava bu gece her zamankinden daha kasvetliydi.Ayın bulutlar arasından süzülen ışıkları havuzun üstünden yansıyarak kulübeyi aydınlatıyordu.Havuzun üzerine ay ışığının yanı sıra ağaçların gölgesi de düşüyordu.Hava hafif rüzgarlı olduğu için de su,ay ışığı ve gölgelerle adeta dans ediyordu.Havuza giden yolun yanındaki çiçekler de bu dansa ayak uydurur gibi sallanıyordu.Bu çok huzur verici bir görüntüydü. Birden rüzgar hızlandı ve sertleşti.Ay ışığının ve gölgelerin havuz üzerindeki danslarını sonlandırıp suyu bulandırdı.Çiçeklerse artık rüzgarla dans etmiyor,ona boyun eğmeye zorlanıyorlardı.Sonra rüzgar daha da hızlanıp sertleşti ve o anda su iyice bulandı,kum gibi oldu;artık üzerinde hiçbir şey görünmüyordu,karmakarışık olmuştu.O narin çiçeklerden bazıları yerlere kadar eğilip rüzgara boyun eğmeye çalışıyor,bazılarıysa rüzgarın onları bu kadar zorlamasına dayanamayıp kırılıyorlardı;içimden dışarı çıkıp rüzgarı engellemek geliyordu.Bir süre sonra rüzgar yavaşladı,yumuşadı ve tamamen durdu.O anda suyun bulanıklığı kayboldu,tekrar berraklaştı.Ay ışığı ve gölgeler de suyun üzerindeki danslarına kaldıkları yerden devam ettiler.Rüzgardan kurtulan çiçekler rahatlamış gibi tekrar sallanmaya başladılar ama kırılanlar içinse çok geçti.Acaba bize bize doğru esen ve giderek sertleşen rüzgar sonunda hayatımız tekrar normale dönebilecek mi?Biz de sağlam kalan çiçekler gibi her şeye rağmen sağlam kalabilecek miyiz,yoksa kırılan çiçekler gibi mi olacağız?Ben bunları düşünürken ay kaybolmuştu.Ağaçların arkasından süzülen güneşin ilk ışıklarıyla beraber ortalık aydınlanmaya ve ısınmaya başladı,sanki gece deli gibi bir rüzgar katliam yaratmamış gibi.Kırılan çiçekler bile adeta yenilenmeye hazırlanıyorlardı.O anda anladım;biz lanetlenmiş ruhlar değiliz ve bize doğru ne gibi bir rüzgar eserse essin,hatta o rüzgar fırtınaya dönüşse bile geçecek ve güneşin doğmasıyla hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam edeceğiz,”Sonsuza kadar…”.”Efendim aşkım?”birden Bella’nın çınlayan melodik sesiyle irkildim.Koltukta oturmuş şaşkın bir şekilde bana bakıyordu,yanına oturup onu belinden kavrayarak kendime doğru çektim ve “Ne olursa olsun,başımıza ne gelirse gelsin sonrasında hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam edeceğiz,sonsuza kadar.”dedim.Bana gülümsedi ama sadece dudaklarıyla değil,gözleriyle de güldü ve “Sonsuza kadar sevgilim.”dedi ve dudaklarını dudaklarıma yapıştırdı.


***


Öğlene doğru Bella,Ona bunu yapmaması için ne kadar ısrar ettiysem de Nessie ve Jacob’ı avlanmaya çağırdı.”Aşkım bırak da biraz yalnız zaman geçirsinler.”dedim,bana masum bir kedi gibi bakarak “Ama ben kızımı özledim Edward.”dedi sonra bakışları mızmız bir çocuğunkilere dönüştü ve “Zaten aradığımda Nessie de yolda olduklarını ve tam beni arayacakken benim aradığımı söyledi.”diye devam etti.Tam ağzımı açacaktım ki Alice neşeli neşeli salona girdi ve Bella’nın kolundan çekiştirerek “Hadi Bella Edward’la oynamayı bırak da gel benimle.Birlikte alışverişe çıkacağız.”dedi.Bella ona şaşkın ve ne olduğunu anlayamamış gibi bakarak “Ama olmaz.Nessie’yle Jake gelecek birazdan.”dedi.Alice daha da neşelenmiş gibi “Bu harika!Nessie de alışverişe bayılır zaten onu da alıp çıkarız.”dedi ve kolunu bırakarak “Madem Nessie’yi bekleyeceğiz,sen de Edward’la pynamaya devam edebilirsin.”deyip hoplayarak dışarı çıktı.Bella da arkasından sızlanır gibi iç çekti ve “Yaaa,kime çekti acaba bilmem ki…” deyip gülmeye başladı,gülmesi kıkırdamaya döndü küçük bir çocuk gibi kıkırdıyordu ben de ona katıldım.Onun neye güldüğünü kestiremedim;bense onun gülüşüne gülüyordum.Bunu görmeyeli uzun zaman olmuştu ve o,o kadar güzel gülüyordu ki;sanki cennetteyim ve melekler bana seremoni yapıyorlar,aslında bu pek de hayal sayılmaz çünkü Bella’nın yanında olduğum her yer benim cennetim ve Bella da benim meleğim.Biraz sakinleştiğinde ona “Aşkım seni bu kadar çok güldüren ne?”diye sordum.Bana baktı sonra tekrar gülmeye başladı,kahkahaları arasından “Nessie’nin alışveriş yaparkenki hali geldi aklıma o kadar komik ki anlatamam.”dedi ve biraz ciddileşip bana bakarak “Peki sen neye gülüyorsun?”dedi.Onu belinden daha sıkı kavrayıp altın sarısı gözlerine bakarak “Senin gülmene.Bunu o kadar çok özlemişim ki bunu seyrederken kendime engel olamadım.”dedim,gözleri hala gülüyordu.O anda yüzünde bıkkın bir ifade belirdi ve ”Ya ben alışverişe gitmek istemiyorum, burada kalmak istiyorum.”dedi,yüz ifadesi bıkkındı ama sesi mızmız bir çocuğunki gibiydi. Gülümseyerek ona baktım ve “Bu senin için iyi olabilir,Nessie de çok sevinecek,hem Alice’i vazgeçirebileceğini sanmıyorum.Ayrıca benim de Jacob’la konuşmam lazım.”dedim,ciddi ve bir o kadar da şaşkın bir ifadeyle bakarak “Neden konuşacaksın?Yoksa bana söylemediğin bir şey mi var? Bak eğer öyleyse ben öğrenirim ve …”derken sözünü kestim ve “Aşkım sakin olur musun?Sana söylemediğim bir şey yok sadece anlaşma hakkında konuşacağım o kadar da önemli değil.”dedim. Kollarımın arasında bir anda gerilen vücudunun bu sözlerimden sonra rahatladığını hissettim.Bu sırada Nessie’yle Jacob geldiler.Bella ve ben hemen kalkıp onları karşıladık,Nessie Bella’yla kucaklaşırken “Anneciğim seni çoook özledim.”dedi,Bella da “Ben de seni özledim bebeğim”dedi. Sonra Bella’yı bırakıp benim kucağıma atladı ve kollarını boynuma sıkıca doladı.Ona sarıldığım anda sıcaklını,hızlı kalp atışlarını ve nefes alış-verişini hissetmeye başladım;Bella’ya belli etmemeye çalışıyordum ama onu ben de çok özlemiştim,bunu şimdi daha iyi anladım.Alice geldiklerini duyup aşağıya indi ve Nessie’yle Bella’yı çekiştirerek “Hadi çıkıyoruz.”dedi neşeli bir sesle,Nessie’inin şaşırmış bir şekilde baktığını görünce de “Bella,sen,ben alışverişe gidiyoruz.Rose’un da dışarıda işi vardı,çıktı ama işini bitirip gelecek.”diye ekledi.O anda Nessie’nin ağzı tam anlamıyla kulaklarına vardı.Bella bunu görünce ona sevecen ama biraz da sıkılgan bir ifadeyle baktı,bu halleri çok komikti. Nessie ağzını kapatabildiğinde “Yaşasın!Halacığım benim,annemi de ikan etmişsin.Sen 1 numarasın canım halam.”dedi ve Alice’in boynuna atılıp onu öpmeye başladı.Sakinleştiğinde(Alışveriş lafını duyunca bile heyecanlanıyor zaten) de “Uzun zaman olmuştu alışverişe gitmeyeli de çok iyi oldu bu.” dedi ve küçükken sevindiğinde yaptığı gibi(ne zaman büyüdü ki?)inanılmaz güzel bir müzik gibi çınlayan kıkırdamasıyla ellerini çırpmaya başladı.Bella da “E had çıkmıyor muyuz?”dedi ve hepimiz şaşkın şaşkın ona baktık.Bella,alışverişe gitmek için acele ediyordu;bu baya ilginç bir durum.Alice ve Nessie de aynı anda “Hadi”deyip ona hayretle bakarak (Alice’in bakışlarında sinsi bir sevinç de vardı; Bella’nın alışverişi nihayet sevmeye başladığını düşünüyordu.)otoparka doğru gittiler.Bu sırada Jacob da oturmuş benimle aynı kouyu konuşmak için bekliyordu ve nasıl başlayacağını düşünüyordu.Onu bu zahmetten kurtarmak için “Ben de seninle bu konuyu konuşacaktım.”dedim ve bir an irkildi;kendine geldi ve söze “Sürüyle daha bu konu hakkında konuşmadım ama karşı çıkacaklarını sanmam.Aslında siz topraklarınızdaki sınırları kaldırdınız ama eskilerin yaptığı anlaşmalar bizim için bağlayıcı.”dedi ve öfkeyle arkasına yaslanıp ellerini başının arkasında birleştirerek “Saçma.bana kalsa şu anda sizi avlanmak için La Push’a çağırırdım.Zaten Nessie de bu anlaşma ve sınırlar konusunda başımın etini yiyip duruyor.Ama bizimkiler o kadar meşguller ki nu konuyu onlara açamadım;aslında önümüzdeki buluşmada Sam’le konuşmayı düşünüyordum.”diye devam etti.Durum onun dediği gibi biraz saçma; yani biz 7 sene önce sınırlarımızı onlara açtık ama biz hala La Push’a giremiyoruz,sırf bu yüzden kızımı evinde ziyaret edemedim(Bu pek önemli bir mevzu olmayabilir ama ben eski geleneklerle yetiştirildim.)”Jacob sürüyle bir an önce konuş.Çünkü Bella’yla Nessie’nin bu düzene alışmaları zaman alacak ve bu sürede de birbirlerini görmeden yapamazlar;her zaman siz de gelemezsiniz.Aslında bir ara bella’ın sınırı geçeceğini bile düşünüyordum.”dedim.Beni başıyla onayladı de “Biraz konuyla alakasız ama bir şey soracağım…Dolapta yemek var mı?Av için geldik ve onlar alışverişe gittiler yani…”dedi ve ben de onu başımla onayladım.Hemen mutfağa doğru gitti.Saate baktım 6’ya gelmek üzereydi;Bella ve diğerleri birazdan gelirler.Birden Emmett’in koltuğa atlar gibi oturmasıyla irkildim.Kumandayı alıp olağanüstü bir hızla zaplamaya başladı ve bu arada bana “E ne konuşuyordunuz?Baya uzun sürdü.”deyip sinsi bir gülüşle “Evlerinde hasar var da onun hakında mı konuştunuz?O evi yeni almamışlar mıydı?”dedi ve her yeri titreten bir kahkaha attı.


***


“Hadi tatlım bütün gün alışverişteydin ve elinde torbalarla döndün ama hala aldıklarını göstermedin.” dedim.Dolaptan “Biraz sabret çok uğraştırıcı bir şeymiş.Ben Alice’e bunu almamasını söylemiştim, aslında hiçbir şey almamasını söyledim,ama beni ne zaman dinledi ki.”diye söylendi.Ben beyaz yatağımızda uzanmıştım o da ısrarlarıma dayanamayıp aldıklarını giyiyordu.Alice’le ne zaman alışverişe gitseler Alice’in aldırdıkları yüzünden utana sıkıla dönüyordu tabii ben de onunla biraz eğleniyordum. Derken Bella içeri girdi;üzerinde tül ve dantellerden oluşan,hatlarını cesurca ortaya koyan kırmızı bir iç çamaşırı takımı vardı.Onu gördüğüm anda gözlerim fal taşı gibi açıldı ve dilim tutuldu;çok çekici görünüyordu.Beyaz omuzlarına dökülmüş kahverengi saçlarıyla,altın sarısı gözlerinde delici bakışlarla ve o bembeyaz teninde tarif edilemeyecek kadar güzel duran kırmızı iç çamaşırıyla karşımda duruyordu.Benim bu kadar etkilendiğimi fark etmişti ve “Alice’e bunu almamasını söylemiştim ama seni bu kadar cezp ettiğine göre ona bir teşekkür borçluyum.”dedi.Teninin kokusunu içime çekip onu nazikçe öpücüklere boğuyordum ve öpücüklerimin arasında “Sen beni her zaman cezp ediyorsun ama bazen de değişiklik fena olmuyor.”dedim.Gülümseyerek “Alice’le alışverişe daha sık gitmeliyim öyleyse.”dedi ve dudaklarını ateşli bir şekilde dudaklarıma yapıştırdı,ben de bu öpüşüne şehvetle karşılık verdim.


10.BÖLÜM
Tam çıkıyorduk ki Bella durup havuza doğru baktı ve dehşete düşmüş bir ifadeyle “Buraya n’olmuş böyle çiçekler harap olmuş!”dedi.O tarafa doğru döndüm,çiçekler fırtınanın olduğu geceye göre çok daha iyi görünüyorlardı ama yine de kötüydüler.Bella hala o şaşkın ifadesiyle bakakalmıştı,onu omuzlarından çekerek “2 gece önce fırtına oldu.Pek uzun sürmedi ama çiçeklere çok hasar vermiş,aslında 2 gece öncesine göre çok daha iyi durumdalar,yakında da eski hallerine dönerler.” dedim.Şaşkın ifadesin yanında çocuksu bir üzgünlükle “Yazık olmuş çok güzel görünüyorlardı,hem Esme de onları çok seviyordu.”dedi ve dışarı çıktık.Bir süre ağır ağır yürüdükten sonra durup hayıflanır gibi baktı ve oflayarak “Aşkım artık yeni doğan bir vampir olmadığım için Emmett’i bilek güreşinde yenemeyeceğim.Bu çok kötü onu yenme duygusunu özledim.”dedi,bana dönüp sinsice gülerek ”Emmett’i bilek güreşinde yenemeyebilirim ama hala seni yarışta yenebilirim.”diye ekleyerek koşmaya başladı.Arkasından koşarken “Hiç sanmıyorum tatlım.”dedim,koşmaya devam ederek ”Atlayışta ayağı yere ilk basan kazanır.”diye bağırdı ve kıkırdayarak koşmaya devam etti.Hızla koşuyordum ama onu yenmek için değil;onun yemyeşil ağaçlar arasında ,yağmurdan sonra canlanan doğada koşuşunu seyredebilmek ve onu bir an bile gözümün önünden ayırmak istemediğim için koşuyordum.Ağaçlarda her zamankinden daha canlı bir yeşil vardı,dün geceki yağmurdan olmalıydı.Orman her yağmurdan sonra sanki biraz daha canlanıyor,yeşilini belli ediyordu.Dallardan akan sular küçük ırmaklar halinde süzülüyor ve toprak tarafından emiliyordu.Bella da bu küçük nehirler ve yemyeşil ağaçlar arasında rüzgardan saçları hafif dalgalanarak ve o büyüleyici kokusunu etrafa yayarak koşuyor,benimle oyun oynuyordu.Zaten bunu yapmayı hep sevmiştir.Nehre yaklaşmıştık ve yarışı yine o kazanacaktı ama bu isteyerek kaybettiğim bir yarıştı.Tam atlamak içi hızını alırken durdu,telefonu çalıyordu,hemen açtı,arayan Nessie’ydi;ben de yanına gittim ve ona sarılarak kulağımı telefona yaklaştırıp dinlemeye başladım.Nessie’nin sesi oldukça heyecanlıydı,Bella da onun sesini duyduğu an heyecanlanmıştı. ”Anneciğim harika bir haberim var.”dedi,Bella sabırsızlanarak “Evet bebeğim seni dinliyorum.”dedi. Nessie düşünür gibi bir ses çıkardı ve “Babam orada mı?Bunu duyunca sevineceğine eminim.”dedi. Bella aynı sabırsızlığıyla (hatta biraz daha sabırsız bir şekilde)”Burada,kulağını telefonun arkasına dayamış seni dinliyor.”dedi ve bana dönerek “Aslında bunu yapmana gerek yok biliyorsun.”diye ekledi. Onları biraz ötedeki hafif yosun tutmuş ağaca yaslanarak da dinleyebilirdim ama Nessie’nin sesini net bir şekilde duymak istemiştim(belki de iç güdüsel bir şeydir kim bilebilir ki).Nessie “Jake sürüyle konuşmuş ve artık sınırların bir işe yaramadığı,hepimizin dost olduğu kararına varıp anlaşmanın kendi taraflarını da feshetmişler.Aslında Sam ve Jake sabah oraya gelmişlerdi siz kulübede miydiniz?”dedi, Bella’ya güldüm,o da bana yan bir bakış attı ve “Evet bebeğim kulübedeydik,hatta daha yeni dönüyorduk hala oradalarsa belki yakalarız.”dedi.Nessie telefonun diğer ucundan heyecanını gizleyemiyordu ve “Neyse;biz de sizi bunun şerefine buraya,La Push’a avlanmaya davet etmek istedik.” dedi.Bella daha çok kendi kendine söylenir gibi “La Push’a demek…”dedi.Nessie’nin sesindeki heyecan sanki uygunsuz bir şey söylemiş gibi sönüverdi,yerini korku ve şüpheye bırakarak “Anne endişelenmene gerek yok anlaşma 2 taraflı feshedildi;artık sınır falan yok.”dedi ve üzgün bir tonla “Yoksa gelmek istemiyor musun,gelmeyecek misiniz?”dedi.Bella dalmıştı sanırım çünkü irkildi ve “Olur mu bebeğim tabii ki de geleceğiz,endişelendiğim falan da yok sen de baban gibi ikide bir böyle söyleme.Sadece oraya uzun zamandır gitmiyordum,aklıma bazı şeyler geldi o kadar.”dedi.Ona bakarak “Aşkım ben sana ikide bir ‘endişelenme’ demiyorum.”dedim,bunu sadece endişelendiğini hissettiğim zaman söylüyordum demek ki çok fazla endişeleniyor.Bella ”Yüz ifadem bir konuda ne zaman sertleşse söylüyorsun.”dedi.Nessie bunun uzayacağını anladı ve “Neyse,sonuç olarak bugün geliyorsunuz değil mi?Saat 5-6 gibi.”dedi.Ben de “Tabii ki geliyoruz.70 yıl sonra La Push’a girebileceğim.”dedim ve istemedin sesim alçalıp azıcık sertleşerek “Hem de kızımı görmeye…”diye devam ettim.Bu çok saçma, çözülse bile saçma.Kızımı kendi evinde görebilmek için izin almak ya da bu tarz bir protokol uygulanması biraz gücüme gitmişti.Nessie sevinçle ve eski heyecanıyla “Peki o zaman bekliyorum. Sakın geç kalmayın.Hepinizi çok çok öpüyorum.Akşama görüşürüz.Bu arada diğerlerine de selam söyleyin.”dedi ve kapattı.Bella ve ben de buradan sonra eve koşmak yerine yürüdük.Bella’nın suratında mutlu ama şaşkın bir ifade vardı,ben de onu seyrediyordum.Birden bana döndü ve yüz ifademi çözmeye çalıştı.Sonra suratını tatlı bir şekilde ekşiterek “Aşkım,kafandan neler geçiyor,bu sefer çok merak ettim.”dedi.Ben de “Sadece merak ediyorum.La Push’u en son 70 sene önce gördüm,son zamanlarda değişmiş olabilir.Bir de evlenmeden önce ben izin veremememe rağmen hep oraya gitmeye kalkardın,hatırladın mı,işte seni oraya çeken şeyin ne olduğunu merak ediyorum.”dedim. Rahatlatıcı bir gülümsemeyle uzaklara dalmış,daha doğrusu eskileri düşünür gibi baktı ve “Aslında öyle özel bir şey değil.Sadece verdiği huzur;dalgaların kıyıya vuruşunun,kayaların,ormanın,denizin,kumsalın hoş görüntüsü bana çok huzur verici gelirdi.”dedi.Ona gülümsedim ve kapıyı onun için açtım.Salona girdimizde Emmett tek başına beysbol maçı izliyordu.Bize döndü ve sonu iyi olmayan bir gülüşle “Nihayet döndünüz.İyiki Bella sık alışverişe gitmiyor.Çünkü alışverişten sonra sizi ancak ertesi sabah yakalayabiliyoruz.Alice’le Rose ona ne aldırıyorlarsa artık…”dedi kahkaha atmamak için kendini tutarak. Ona sert bir bakış attım;Bella’ysa buna baya sinirlenmişti ve ona öfkeli bir bakış attı ama bakışların altında,özellikle Emmett bu tür espriler yaptığında(zaten ondan başka kim yapar ki)beliren tatlı bir utanç vardı.Sonra konuyu değiştirmek için “Sahi Alice,Jasper ve Rose nerede?”dedim.Umursamazca bakarak “Alice ve Rose yukarıda dolaplarıyla ilgileniyorlar;Jasper da arabasını modifiye etmekle meşgul,yardım etmek istedim ama kimseye göstermiyor.”dedi ve maçına döndü.Biraz oturduktan sonra Bella “Ben Alice’in yanına gidiyorum tatlım.”deyip kalktı,ben de Carlisle’ın yanına gittim.Kapıyı açacakken içeriden bazı sesler duydum;demek Sam ve Jacob hala buradalar;sesleri de gayet neşeli geliyordu.Hemen içeri girdim,Carlisle bana gülümseyerek “Edward;Sam ve Jacob artık Elprahim Black ve eski sürünün bizimle yaptığı anlaşmayı tanımayacaklarmış.Böylece 2 taraf için de sınırlar olmayacak.”dedi,başımla onu onayladım.Jacob atıldı ve “Nessie biz çıktıktan sonra sizi arayacaktı,hala aramadı mı?”diye sordu. Gülümseyerek “Evet yaklaşık yarım saat önce aradı…ve bizi davet etti.”dedim ve “Hatta sizin de burada olabileceğinizi söyledi.”diye ekledim.Biraz daha sohbet ettikten sonra Sam kalktı ve “Biz gitsek iyi olur,yakında yine görüşeceğiz zaten.”dedi,Carlisle da “Evet yakın zamanda gelişmeler üzerine bir toplantı daha yapmalıyız.Zamanını sonra kararlaştırırız.”dedi.Onları geçirirken sessizce Jacob’a sadece onun duyabileceği bir şekilde teşekkür etmek istedim.Ama bunu ,yapmak zorunda olduğum için değil içimden geldiği için yaptım.Zaten sınırları kaldırmaları gerekiyordu,bunu biz istemesek de yapmalılardı.

***

İçimde garip bir dürtü vardı ve bu dürtü bana oraların düşman toprakları olduğunu söylüyordu.Ama ben her şeye rağmen arabayı oraya doğru sürüyordum;çünkü kızım orada ve bizi bekliyordu,Bella’nın yüzünde de La Push’a tekrar girebildiği için sevindiğini belli eden bir aydınlık,bir gülümseme vardı ve ben sırf bu saf,masum,mükemmel gülümsemesi için bile içimdeki ,genelde pek yanılmayan ve hep beni uyaran bu dürtüye karşı gelebilirim.İşte nihayet sınırı(aslında eski sınırı)geçtik,her şey yolunda gidiyor ama içimdeki dürtü bana bunun böyle devam etmeyebileceğini ısrarla kabul ettirmeye çalışıyordu. Buraya girmeyeli 70 yıl oluyordu.Etrafı gözlemleyebilmek için arabayı daha yavaş sürmeye başladım.Ağaçlar eskisinden daha uzundu,dalları da biraz daha uzun olsaydı gökyüzü yemyeşil olurdu. Yolun aşağısında bir sürü 1-2 katlı yeni ev vardı(en az benim için yeni)ama eski evlerin de çoğu duruyordu,Quileuteler kültürlerine çok bağlıdırlar.Gözüme yolun ilerisindeki kumsal takıldı,gerçekten çok güzel görünüyordu.Denize ve kumların üzerindeki kayalara ay ışığı vuruyor,dalgalar da kumlara hafifçe çarpıp geri dönüyordu.Bella’ya baktığımda,o da bu manzarayı seyrediyordu,yüzündeki gülümsemesi daha bir arttı,orayı daha iyi görebilmek için sırtını dikleştirip cama doğru yaklaştı,biraz seyrettikten sonra tatmin olmuş bir ifadeyle arkasına yaslandı;buradaki eski anılarını düşündüğü belliydi,bu pek de hoşuma gitmemişti nedenini bilmiyordum ama bu beni sinirlendirmişti.Kendime hakim olmaya çalışarak arabayı sürmeye devam ettim.Bella benim halimdeki değişimi anlamış olmalı ki bir elini omzuma,öbür elini de vites kolundaki elimin üzerine koyarak “Aşkım iyi misin?Yüzün bir anda değişti de ben de…”dedi ama devamını getirmedi.Gülümseyerek ona baktım ve “İyiyim canım.Sadece buraya ne kadar uzun zamandır ayak basmadığımı düşünüyordum.”dedim,”Hmm,peki aşkım.” deyip yanağımdan öperek koltuğuna yaslandı.Birden burnuma çok kötü bir koku geldi ve istemeden suratımı ekşittim,bu koku Bella’ya da çok kötü gelmiş olacak ki onun da yüzü ekşidi.Sanki bir yanımda şehir çöplüğü,öbür yanımda da lağım atıklarının boşaldığı bir nehir vardı.”Bu kokuya alıştığımı sanıyordum, ama bu kadar ağırına hiç rastlamamıştım.Bu gerçekten çok kötü,hatta berbat.”dedim,bakışları sinirliydi ama surat ifadesi bana hak veriyordu “Gerçekten biraz kötü bir koku,yoğun olduğu içindir.Ama neden böyle ki sürü neredeyse her zaman bizim evde ama evin içi bu kadar kötü kokmuyor.Of bu baya kötü ya…”dedi ve öksürmeye başladı ama bir yandan da kokuyu içine içine çekiyordu,sanırım alışmak için; ama bu hiç kolay olmayacak.”Evde yoğun bir vampir kokusu da vardı.O koku sürünün bu kokusunu maskeliyor olmalı.”dedim.Kokuya da yavaş yavaş alışıyorduk(ya da koku alma duyumuzu geçici bir süre de olsa kaybetmeye başlamıştık),zaten giderek azalıyordu.Biz de Nessie ve Jacob’ın evine gelmiştik,arabayı evin önündeki en uygun yere bıraktım ve inip hemen Bella’nın kapısını açtım,indiğinde onu hafifçe belinden kavradım ve beraber kapıya doğru yürüdük.Bella biraz bekledi (belki de kendini toparlamaya çalışıyordu) ve sonra zili çaldı.

ayh böyle mesaj glmeden koyunca şansımı zorluyormuşum gibi hissettim bir an utan


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mrv rkn
Süper Mod.| Çevirmen
Süper Mod.| Çevirmen


Paylaşım Gücü : 2687
Tür : Vampir
Yaş : 22
Nerden : Hayal Dünyasından XD
Kayıt tarihi : 27/01/10
Lakap : Soldier Blood,Soblood XD

MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Perş. 16 Eyl. 2010, 02:59

11.BÖLÜM
Bella’nın zili çalmasıyla kapı açıldı ve Nessie heyecanla onun kucağına atladı.Bella şaşkın bir şekilde ona karşılık verirken Jacob ve ben de kahkahalarla onları izliyorduk.Sonra Nessie aniden Bella’yı bırakıp bana sarıldı tabii ben de ona.Aslında fazla ayrı kalmamıştık ama onu çok özlemiştim;bunu onun düşüncelerinde de görebiliyordum.Bu bana hiçbirimiz açısından normal bir şeymiş gibi gelmiyor; birbirimizi özlememiz gaye normal ama bu kadar kısa zamanda olması biraz tuhaf görünüyor.İnsanların birbirini bu kadar çabuk ve yoğun bir şekilde özlediklerini görmemiştim.Charlie,Bella’yı evlendikten sonra uzun bir süre görememesine rağmen,gördüğünde aklında bu derece derin bir özlem yoktu. Biliyorum bunu gizleyebilirdin daha önce de duygularımı gizlemiştim ama bu sefer gizlemek yerine akmalarına izin verdim ve ona sıkıca sarıldım.İçimde adeta kurumuş bir göl vardı ve Nessie’ye sarıldığımda;o göl doluyor,tekrar eski haline dönüyordu.Birbirimizi bıraktık ve Nessie heyecanla Bella’yla bana bakarak “Hadi içeri gelin.”dedi.Eve girdiğimizde küçük bir şoka uğradım desem yeridir. Oturduktan sonra Bella’ya baktım,o da şaşırdığını belli etmemeye çalışarak etrafına bakmıyordu. Salonun duvarları kum renginde ama biraz daha açık ve turuncuya yakın,üzerinde de toprak rengiyle büyük geometrik şekiller içine çizilmiş belli belirsiz resimler vardı(bunları Nessie çizmiş olmalı küçüklüğünden beri resimle harikalar yaratır),koltuklar duvarla uyum içine bej rengi,üzerlerindeki yastıklar da sütlü çikolata kahvesiydi tıpkı Nessie’nin gözleri gibi…Bella’nın insan gözlerinin rengi…Bir de salonun her tarafında ortamla uyumlu irili ufaklı bir sürü süsü eşyası vardı(bizim götürdüğümüz krem rengi vazo da aralarına katıldı).Bu manzara karşısında biraz şaşırdım.Ben Nessie’nin evinde Bella’nın sade tarzını ya da Rosalie’nin ağır lüks tarzını bekliyordum ama o bu tür konularda Alice’e benzediğini bir kez daha kanıtladı.Nessie Bella’ya burada neler yaptıklarından bahsediyordu,Jacob da onları dinliyor,arada da katılıyordu.Ben de bunu yapacaktım ama duvardaki resimler dikkatimi çekti. Onlara iyice yoğunlaştım ve birden önümde harfler belirmeye başladı,resmin içinde harfler gizliydi, resme daha da yoğunlaştım ve “EMMETT” yazdığını gördüm.Sonra diğerlerine baktım,herkesin ismi vardı hatta sürüdekilerin de,zaten 30’a yakın(belki de daha fazla)resim vardı.Nessie onları incelediğimi görünce kalktı ve Bella’nın biraz ilerisinde duran 2 taneyi gösterdi,bunlar bizim isimlerimizdi.Ona gülümsedim ve “Çok güzel olmuş tatlım.”dedim.Bella da fark edince “Bebeğim bu harika ve ilginç bir fikir,çok teşekkürler.”dedi ve ona sarıldı,bu sırada Jacob’ın yüzünde de anlayışlı bir gülümseme vardı (bu onun sık kullandığı ifadelerinden değildir).Derken kapı çaldı,Jacob şaşkın bir ifadeyle “Seth geldi sanırım.O da sizi görmek istiyordu da.” dedi ve hemen kapıya yöneldi.Seth neşeli bir şekilde salona girdi ve “Selam.Sizi buralarda gördüğüme sevindim.”dedi,arkasından da Quil “Bence de iyi oldu.Bu biraz daha sürseydi Nessie ‘Annemi özledim,ben ona gideceğim.’diye sızlanmaya başlardı.”dedi ve hepimizin kahkahaları arasında Nessie onun omzuna vurdu.Onların da katılmasıyla sohbet neşeli bir şekilde gündelik konulardan devam etti.Yaklaşık 1 saat sonra Nessie,suratında masum ama aynı zamanda sinsice bir gülüşle “Hadi avlanmaya gidelim.”dedi.İçimden bir ses,tıpkı gelirken olduğu gibi, bunun kötü bir fikir olduğunu söylüyordu ben de onu bastırıyordum.Herkes onaylar gibi sesler çıkardı ve ayaklanmaya başladı.Mümkün olduğunca ağır hareket ediyordum.Birden aklımda farklı bir ses duydum,Bella kalkanını kaldırmış bana sesleniyordu ‘Aşkım neler oluyor,kötü bir şey yok değil mi?’dedi, ben de gülümseyerek başımı iki yana salladım ve beraber dışarı çıktık.Jacob,Seth ve Quil kurt formuna geçtiler ve hepimiz ormana doğru koşmaya başladık.Kurtlar yol göstermek için önden gidiyorlardı, Bella’yla Nessie de biraz ötedeydiler.Nessie ona heyecanlı heyecanlı bir şeyler anlatıyordu,Bella da aynı heyecanla onu dinliyordu.Bu sırada içimdeki o dürtü yine harekete geçti;Bella’yı da alıp buradan hemen uzaklaşmamı,bunun sonunun hiç iyi olmayacağını söylüyordu.İçimdeki sesin bana böyle söylemesinin sebebi kesinlikle fazla tedirgin olmam olmalıydı,fazla tedirgindim,hiçbir şey kötü gitmeyecek biliyorum ama bazı önlemler almalıyım.Burada avlanırken duyularımızın yanında aklımızı da çalıştırmalıyız,kendimizi kaybetmemeliyiz;bunun Bella için pek zor olacağını sanmıyorum,bu uyarıya benim daha çok ihtiyacım var.Jacob durdu ve ‘İşte ormanın ortasındayız.’diye düşündü.Bella ve Nessie’nin meraklı bakışları arasında “Ormanın ortasında olduğumuzu söylüyor.Buradan sonra hepimiz dağılabiliriz.”dedim ve Jacob’a dönerek “Öyle değil mi?”diye ekledim.‘Ne zaman isterseniz başlayabilirsiniz.’diye düşündü ve başını salladı.Seth ‘Ben başlıyorum,biraz ileriden güzel kokular geliyor.’diye düşünürken koşmaya başladı,Quil de ‘Beni de bekle onun tamamını sen yiyemezsin.’diye düşünerek peşinden gitti.Nessie bize döndü ve “İşimiz bittiğinde burada buluşalım.”deyip masumca gülümseyerek ormanın derinliklerine doğru koşmaya başladı,Jacob da ‘Ben de onunla gitsem iyi olur. Size iyi eğlenceler.’dedi ve peşinden gitti.Bella’ya döndüm ve odaklanıp av pozisyonu aldığını fark ettim,ilerideki ceylanların kokusunu almış olmalıydı.Hızla koştu ve küçük bir dereye geldi,hemen ona tehdit oluşturmayacak kadar uzaktan takip ettim,ceylanlar da dereden su içiyorlardı(ama bu içtikleri son su olacaktı),tek atlayışta derenin karşısına geçti.Ceylanların kaçmaya fırsatı olmadan bir tanesini kaptığı gibi dişlerini boynuna geçirdi.Bella kanını içerken ceylan da son enerjisiyle kaçabilmek umuduyla kucağında debeleniyordu,sonra debelenmesi durdu.Bella ceylanın cansız bedenini bıraktı ve ayağa kalkıp karşı kıyıdan “Aşkım neyi bekliyorsun,neden başlamadın?”diye seslendi.Dereyi geçtim ve “Dikkatini dağıtmak istemedim,bir de yine avınla oynayacağını düşünüp heyecanla izlemek istedim.” dedim;gülümsedi ve “Burada ve bir ceylanla mı?Hiç sanmıyorum,belki biraz daha yırtıcı bir şeyle.”dedi. “Ama bu sefer temiz çalıştım üzerinde bir damla kan yok.”dedim,yüzünü memnuniyetsizce ekşiterek “Temiz olmasına temiz de bu hiç eğlenceli değil” dedi ve “Neyse hadi devam edelim.”diye ekledi.Başımı salladım ve beraber sürüdeki diğer ceylanlara yöneldik.Ancak 2 tane içebildim zaten fazla aç değildim,Bella da 2 tane içti ve sonra “Devam etmiyor musun?”dedi,ben de “Hayır patlamak üzereyim, sen?”dedim.Başını iki yana salladı ve “hayır ben de bittim.Hadi biraz dolaşalım.”dedi,onu onayladım ve ormanda ağır ağır yürümeye başladık.Ağaçlar gökyüzünü kapatmıştı,ışıklar aralarından süzülüyor ve aydınlattıkları yere başka bir hava veriyorlardı.Şu anda burada olduğuma ve daha demin avlandığıma inanamıyorum.Bundan 10 yıl önce bana La Push’ta avlanacaksın,anlaşma falan olmayacak,sınırlar kalkacak deseler,kahkahalarım arasından benimle dalga geçmemelerini söylerdim.Aslında 10 sene önce bana,şu an hayatımda olan şeylerden herhangi birini söyleseler de gülerdim.Sanırım bu düşünceyle yüzümde bir gülümseme oluşmuş çünkü Bella beni seyrediyordu.Ona baktım ve bana “Ne düşünüyorsun?”dedi,Hiç,sadece bundan 10 yıl önce hayatımın bu kadar değişik ve güzel olacağını söyleselerdi ne esaslı bir kahkaha atacağımı.”dedim.Biraz durdu ve mükemmel bir kahkaha atarak “Bana da 10 yıl önce,100 yıl sonra bile böyle mükemmel bir hayatın olacak deseler gülmekten ölürdüm herhalde.”dedi.Biraz daha yürüdükten sonra bir açıklığa çıktık,denize uzanan küçük bir uçurum,deniz buradan çok hoş görünüyordu.Bella da bunu fark etmiş olacak ki uçurumun kenarına doğru yaklaştı ama yüzünde beklenmedik acı bir ifade vardı(bu ifadeyi daha önce de görmüştüm),uçuruma biraz daha yaklaştıktan sonra dengesini kaybeder gibi oldu ve hemen yanına gidip onu yakaladım,arkamdaki taşa oturttum.Eli alnında sanki başı çatlarcasına ağrıyormuş gibi,gözleri sımsıkı kapalı bir şekilde öylece duruyordu,ben de ondan başka hiçbir yere bakamıyordum.N’oldu ona böyle,neden dengesini kaybetti (bu bizim için pek sık olan bir durum değildir),surat ifadesi neden neşeli bir halden acı çeker gibi bir hal almıştı?Bela hiç kımıldamadan taşın üzerinde oturuyor,ben de dizlerimin üzerine çökmüş boştaki elini tutup ona bakıyordum.Ne kadar bu şekilde kaldık biliyorum ama hava kararmıştı.Birden ormandan bir ses geldi ve Nessie telaşla fırladı,arkasından da Jacob çıktı.Bella seslere irkilip gözlerini aniden açtı ve Nessie’ye baktı,sonra da dönüp bana baktığında yüzündeki acı ifadesi silinip yerine eski neşeli hali geldi.Nessie hemen atıldı ve ikimize birden sarılarak “Çok korktum,bana haber vermeden gittiniz diye çok koktum.”dedi,sanırım ağlıyordu.Onu sakinleştirmek için “Tatlım hiç öyle şey olur mu?Sana veda etmeden asla ayrılmayız merak etme.”dedim.İkimizi bırakıp geri çekildi ve “Ama ayrıldığımız yerde 4 saat sizi bekledik,ben de endişelendim.Sahi neden bu kadar geç kaldınız?”dedi,Bella gülümseyerek “Bebeğim denizi seyrediyorduk saati fark etmemişiz.”dedi ve onu öptü.”Ama şimdi gerçekten gitmemiz gerekiyor.”dedi gülerek.O anda Jacob’ın zihninden bir anı geçiyordu.Bella burada,daha insanken, uçurumun kenarında duruyor ve birden kendini aşağı bırakıyor.Bu…ama bu…bu olay,ben onu terk ettiğimde olmuştu.Rosalie’nin söylediği olay,benim Volturilere gidiş sebebim ve Belle’ya tekrar kavuşmamı sağlayan olay.Sonra aklından başka görüntüler geçmeye başladı;Bella’nın gidişimden sonraki hali…Bu uzun zaman önce olmasına rağmen hala bana çok acı veriyor çünkü o zamanlar benim de hayatımın en kötü zamanlarıydı.İstemsizce ona hırladım ve herkes bana baktı,Jacob da ‘Pardon dalmışım.’diye düşündü.



12.BÖLÜM
Arabadaki sessizlik beni sıkmaya başlamıştı ve “Aşkım uçurumun oradayken n’oldu?”dedim.İrkildi ve bana bakarak “Aklıma bazı şeyler geldi,kötü şeyler.Uzaklaştırmaya çalıştım ama sanki transa geçmişim gibi gözümün önünden geçtiler.Gerçekten çok tuhaf ve korkunçtu.”dedi suratı ekşitti,sonra gülerek “Ama birden bir ses duydum ve uyandım.Sesin geldiği yere baktığımda Nessie endişeli bir şekilde karşımda duruyordu ve sana baktığımda;o gördüklerimden sonra benimle olmadığını,aslında yaşadığımız her şeyin bir rüya olduğunu düşünmüştüm ama sen oradaydın,korkuyla da olsa bana bakıyor ve elimi tutuyordun.İşte o zaman asıl rüyada-daha doğrusu kabustan-uyanıp gerçek hayata döndüğümü anladım.”dedi.Acaba Jacob’ın düşündüklerini mi görmüştü,”Peki ne gördün aşkım?”dedim, yüzünde hüzünlü ama bir o kadar da utanmış bir ifade vardı “Senin olmadığın zamanları gördüm.O zamanları sanki en başından,ormanda yalnız kaldığım andan beri yaşıyormuşum gibi canlı bir şekilde gördüm.”dedi ve düşünceli bir şekilde “Sanırım Jacob anlamıştı,yani ne düşündüğümü.Çünkü bir an ona hırladığını duydum.”diye ekledi.Onu dudaklarından öptüm ve “O anıların sende bıraktığı izleri silemem biliyorum.Ama defalarca kez söz veriyorum ki bir daha ne için olursa olsun birbirimizden ayrılmayacağız,seni korumam gereken zamanlar dışında.”dedim.Bana mızmız bir çocuk gibi baktı ve kafasını 2 yana sallayarak “Hayır.Bu sözün ilk yarısını seve seve kabul edebilirim ama 2. yarısını asla kabul edemem.”dedi.Arabayı son hızla sürüyordum çünkü Bella için bu kadar kötü anılar taşıyan bir yerde durak istemiyordum.Nihayetinde kısa bir süre ona sınırdan(hala alışamadım,eski sınırdan)çıktık. Kendimi güvende hissetmeye başladım ama içimdeki dürtü,sesle birlikte harekete geçti;bana bundan daha kötüsünün de olabileceğini,Bella belli etmese de bir yanının hala bu konuda üzgün olduğunu ve bu anıları da bu yer yüzünden hatırladığını söylüyordu.Susturmayı denedim ama sonra vazgeçtim. Çünkü bu açıdan bakıldığında haklıydı,bütün bunlar La Push’a gittiğimiz için olmuştu.

***

Arabadayken bile evdekilerin düşüncelerini duyabiliyordum,herkes merak ediyordu.Alice,Rose,Esme Nessie’yi ve evini;Carlisle ve Jasper anlaşmayla ilgili sorun çıkarıp çıkarmadıklarını;Emmett’se bir ayı bulup bulamadığımızı merak ediyordu.Evin kapısını Bella için açtım ve o girer girmez Alice’le Rose başına üşüştüler,o da gerisin geri çıkmaya yeltendi ama Alice kolundan tutup çekince kurtulamadı.Diğerleri salonda oturmuştu,biz de yanlarına gidip oturduk.Rose hemen söze atıldı “Nessie nasıl,mutlu mu,rahat mı?”dedi.Bella buna biraz bozulmuş gibiydi,aslında haklıydı da Nessie orada neden kötü olsun ki hem öyle olsa şu an orada değil burada olurdu. Rose’un bu annecilik oyunu hep sinirime dokunmuştur.Nessie’nin zaten bir annesi var hem de mükemmel bir annesi var.Bu konuyu Bella’yla daha önce konuştuğumda onun,Nessie’nin 2. annesi gibi olduğunu söylemişti ama o zaman da belliydi,bu Bella’yı da rahatsız ediyordu.Bu yüzden Bella tam cevap verecekken ben “Rose,Nessie iyi,mutlu ve rahat merak etmene gerek yok.Hem öyle olmasaydı Bella orada olay çıkartmadan ya da Nessie’yi almadan dönmezdi.”dedim iğneleyici bir tonla,Rose buna biraz bozuldu ama beli ederek bana zafer kazandığımı göstermedi.Alice de hemen kendinden geçmiş gibi “Peki evi nasıldı?Düzenlerken bize hiç danışmadı,ne yapacağını da söylemedi meraktan çatlayacağım.”dedi,Esme de bu soru üzerine başını salladı ve dikkatle Bella’yı dinlemeye başladı.Bella gülerek “Gerçekten mükemmeldi.”dedi.Alice de sabırsızca “Orası kesin de ayrıntı istiyoruz biz;yani hangi renkler üzerine çalışmış,kombinasyonu düzgün olmuş mu,mobilyalar nasıl,diğer aksesuarlar nasıl falan işte.”dedi.Bella da “A-ha tamam o zaman başlıyorum.”dedi ve azıcık dalga geçer bir tonla “Kahverengi ve bej ağırlıklıydı.Duvarlar çok açık kahverengiyle turuncu karışımıydı,koltuklar bej rengiydi,üstündeki yastıklar sütlü çikolata kahvesiydi.Bu ilk sorunun cevabıydı.Salondaki her şey göz doyurucu ve uyumluydu.Bu da 2. soru.Mobilyaları zaten anlattım bej rengi koltuklar, sütlü çikolata kahvesi yastıklar,ortada uyumlu bir masa,süs eşyalarının durduğu-yine ortadakiyle aynı renkte-küçük masalar vardı.3. soru da tamamdır.Süs eşyaları da salonla uyumluydu ve bu da 4. sorunun cevabıydı.”dedi ve tam devam edecekken Alice üzülmüş gibi” Hepsi bu kadar mı yani” dedi,Bella da “Tabii ki hayır duvarlarda toprak rengi boyalarla kare,üçgen daire gibi şekiller içine çizilmiş resimler vardı,bunları Nessie kendisi yapmıştı ve şekillerin içinde de herkesin isminin harfleri vardı.”diye devam etti.Herkesten hayranlık sesleri yükselmeye başladı.Ben de araya girip Alice’e “Ama ben evi görünce şaşırdım.Nessie evini tam senin zevklerine göre döşemişti.Ben Rose tarzı ya da Bella tarzı bir şeyler bekliyordum.”dedim,Alice gözleri parlayarak “Cidden mi?Orayı görmeyi dört gözle bekliyorum” dedi.Sonra kendi aralarında bu muhabbete devam ettiler;ben de Carlisle,Jasper ve Emmett’in merakını gidermek için kalktım.Carlisle’la Jasper ayakta konuşuyorlardı,Emmett de oturmuş televizyonda geziniyordu.Carlisle beni görünce döndü ve tam sorusunu soracaktı ki “Merak etme,anlaşma konusunda hiçbir sorun çıkarmadılar hatta topraklarında avlanırken de yalnız bıraktılar.”dedim.Aldığı nefesi vererek “Bu iyi,onlara güvenmediğimden değil ama bir pürüz çıkarabilecekleri aklımdan hiç çıkmadı.”dedi ve “Peki Quileute büyüklerinden birine rastladınız mı hiç?” diye devam etti.Başımı hayır anlamında salladım.Jasper “Bence esas sorun çıkarabilecek olanlar onlar. Aslında bunu çok da kolay yapabilirler.Yani Nessie’ye karşı birtakım kabul edilemez davranışla bunu başarmış olurlar ve bizim güvenilmez olduğumuzu öne sürüp yeniden bir anlaşma yapılmasını talep edebilirler.Ayrıca sürüde de sözlerinin geçerliliği azımsanacak gibi de değil.Tabii bunun olma ihtimali Volturilerden kurtulduktan sonra.”dedi.Carlisle’ın zihninde suratımda beliren ifadeyi gördüm.Öfkeden deliye dönmüş bir ifadeydi.Beni sakinleştirmek için “Edward,böyle bir şey yapamazlar.Şu anda alfa Sam gibi görünse de Jacob,ve hiç kimse ona ters düşemez.Çünkü bunu nasıl ödeyeceklerine dair hiçbir fikirleri yok.” dedi ve “Bence bundan sonrası için korkmamız yersiz,özellikle de Nessie için.Ayrıca sürüden de kimse ihanet edemez.Jacob’tan ya da Sam’den korkmuyorlarsa bile Volturiler konusunda bize ihtiyaçları var.”dedi.Emmett konuştuklarımızın gidişatını beğenmemişti ve “Edward orada hiç ayı var mıydı,ya da aslan?”diye sordu.Ben de “Hayır bir tanesi için neler vermezdim ama yoktu.Aslında bir daha düşününce iyiki yoktu çünkü Bella da senin gibi onlarla oynamayı çok seviyor.”dedim ve hepimiz gülmeye başladık.

***

Bella’yı büyük evdeki odamızda yalnız başına otururken buldum,yanına gidip ona sarıldım ve “Aşkım neden yalnızsın?”dedim.Gözleri irileşmiş bir şekilde bana bakarak “Sadece düşünüyordum.”dedi ve hafifçe gülümseyerek “Sen sormadan söyleyeyim.Nessie’yi neden bu kadar kısa sürede bu kadar çok özlediğimi düşünüyorum.Şu anda bile onu çok özledim.”diye ekledi.Hemen “Ben de bazen bunu düşünmüyor değilim.Ama bir sonuca varamadım.İnsanların duyguları bizimkiler gibi değil biliyorum…” devam edecekken sözümü keserek “Ve insanların çocukları 7 senede olgunluğa ulaşmıyor.”dedi huysuz bir tonla.Şaşkınlıkla ona döndüm ve “Belki de budur.Yani onunla az zaman geçirmiş olmamız.Normal seyrine bakarsak şu yaşadıklarımız için en az bir 10-15 sene geçmesi gerekirdi ama Nessie 20 yıllık bir süreye yayılan her şeyi 7 senede yaptı,hiçbir zaman hızına ayak uyduramamıştık.”dedim.Hala aynı huysuzluğuyla “Belki de budur ama…tamam aslında bana kalırsa kesinlikle bu.”dedi ve bana döndü, yüzünde üzgün hatta yalvaran bir ifadeyle “Ama bu tek taraflı değil,yani biz Nessie’yle ne kadar az zaman geçirdiysek o da bizle o kadar az zaman geçirdi.Ayrıca Nessie’nin 7 yaşında olduğunu düşünürsek o yaşta bir çocuğun anne-babasına ihtiyacı vardır ve…”derken sözünü kestim atladığı çok önemli bir nokta vardı.İşaret parmağımı o güzel dudaklarına bastırarak onu susturdum ve “Tatlım çok önemli bir detayı atlıyorsun.Nessie,öyle bakıldığında 7 yaşında olabilir,ama sen de biliyorsun ki o her şeyiyle 17-18 yaşında olgun bir birey.Bizleri özlemesi çok doğal tabii bizim de onu ve belki tüm bunların temelinde hayatının hızlı ilerleyişi vardır ama buna sığınarak ona 7 yaşında bir çocuk muamelesi yapamayız.Aslında biz ona o muameleyi hiç yapmadık.Çünkü doğduğundan beri olgun bir çocuktu.”dedim.Bana bakarak gülümsedi ve “Tabii ki bunu ona yapamayacağımızı çok iyi biliyorum. Sadece üzülmesine dayanamıyorum.Bugün bizim gittiğimizi sandığında ne kadar korkmuştu hatta bizi bulduğunda sarılıp ağlamaya başladı,fark ettirmemeye çalıştı ama arkamı göremesem bile sağır değilim.Aslında belki de bunların hiçbiriyle ilgisi yoktur tamamen bencilliğimdendir.”dedi.Sonra bir süre hiç konuşmadan karşıdaki nehri seyrettik.

***

Kulübede oturmuş şöminedeki alevi seyrediyordum.Bella da yanıma oturdu ve “Ne düşünüyorsun?”diye sordu.Aslında bu ikimize de acı verebilecek bir düşünce ama bunu sinsi bir ifadeyle birleştirince pek de öyle olmaz diye düşünerek “Eğer benimle değil de normal bir erkekle evlenseydin hayatın nasıl olurdu diye düşünüyordum.”dedim.Sanırım ifadem işe yaramıştı ve yüzünde acı olmadan hatta fesat bir ifadeyle “Hmm…İnsan…hem de normal…Mike’la pek de fena olmayabilirdi aslında.”dedi ve düşünür gibi “Nasıl olurdu acaba?”diye devam etti.Öfkelendiğimi görünce çan gibi çınlayan kıkırdamasıyla “Mike’la evleneceğime bekar ölürdüm daha iyi.Hem eninde sonunda bana geri gelirdin,bensiz olamayacağını kendin söylüyorsun.”dedi.Yüzümü gülümseyerek ekşittim ve “Doğru.Sensiz yaşayamayacağım için böyle bir ihtimal söz konusu dahi olamaz.” dedim.Bana sinsice ve biraz da sinirli bir şekilde bakarak “Acaba seninle karşılaştığımda Tanya’yla evlenmiş olsaydın n’olurdu?”dedi.Şaşırarak “Nasıl yani ayrıldıktan sonraki ilk karşılaşmamızda mı?”dedim ve beni başıyla onayladı.Ben de “Benim Tanya’yla evlenmem diye bir şey olamaz.”dedim ve bana yaptığı gibi onu biraz sinir etmek için öfkeli görünerek “Onunla bunu daha önce denemiştim.Yani beraber yaşamayı.Ama aynı evin içinde,sadece ikimiz olduğumuzda gerçekten çekilmez birine dönüşüyor.Fazla yapışkan biri.Onun için…”diye devam edecekken sözümü kesti ve öfkeyle “A-ah s-se-sen daha önce Tanya’yla beraber mi yaşadın yani?”diyerek omzuma vurmaya başladı.Hemen “Tabii ki de hayır aşkım.Sadece senin oynadığın oyunu oynuyordum.” deyince vurmayı kesti ve şaşkın şaşkın bakarak “Ben bu kadar ileri gitmiyorum ama.”dedi hafif bir öfkeyle.Onun o melekleri andıran yüzünü ellerimiz arasına aldım ve “Kalbim sonsuza dek sana ait olacak Bayan Cullen.Ama sen bunu zaten biliyorsun.”dedim ve onu tutkuyla öptüm.


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mrv rkn
Süper Mod.| Çevirmen
Süper Mod.| Çevirmen


Paylaşım Gücü : 2687
Tür : Vampir
Yaş : 22
Nerden : Hayal Dünyasından XD
Kayıt tarihi : 27/01/10
Lakap : Soldier Blood,Soblood XD

MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Ptsi 20 Eyl. 2010, 19:17

13.BÖLÜM
Bir anda telefonun çalmasıyla ikimiz de irkildik,Bella’nın şaşkın bakışları arasında telefonu açtım.Arayan Alice’ti,sesi biraz telaşlı geliyordu,hızlı hızlı konuşarak “Edward hemen gelmeniz gerekiyor.” dedi,ben de telaşlandım ve “N’oldu Alice,kötü bir şey mi var?” dedim.Alice savuştururcasına “Acil bir toplantı yapıyoruz.Sabah yeni bir şeyler gördüm.Carlisle bunun üzerine toplantıyı daha fazla geciktirmememiz gerektiğini söyledi.Nessie’yi aradım,onlar sürüyü toplayıp gelecekler hatta birazdan burada olurlar,siz de acele etseniz iyi olur.”dedi,tam kapatacaktı ki “Nasıl yani,ne gördün ki?” dedim aceleyle.Karşıda bir hayıflanma sesi geldi ve “Gelince anlatırım siz çabuk olmaya bakın.” deyip kapattı.Bir süre öylece durdum,acaba ne görmüştü?İyi bir şey olsa sesi bu kadar telaşlı gelmezdi.Her ne gördüyse kesin kötü bir şey ayrıca acil bir toplantı gerektirecek kadar önemli bir şey olmalıydı.Bunları düşünürken Bella’nın beni hafifçe sarsmasıyla kendime geldim ve ona döndüm.Bakışlarında şaşkınlık,merak,umutsuzluk ve korku vardı,biraz yaklaştı ve “Aşkım n’oldu?”dedi,”Alice yeni bir şeyler görmüş,sürüyle toplantı yapılacakmış birazdan,acilen gelmemizi istiyorlar.”dedim.Başını iki yana salladı ve “Onu demiyorum, konuştuklarınızı duydum.Ben sana ne olduğunu soruyorum.Telefonu kapattıktan sonra yüzünde öyle bir ifade vardı ki…senin için gerçekten korktum.”dedi.Şu an ifademin nasıl olduğu hakkında hiçbir fikrim yok ama her nasılsa onu kontrol altına almaya çalışarak “Alice’in sesi telaşlıydı ve Carlisle böyle durumlarda dahi acil toplantı yapmaz.Bunlar da beni endişelendirdi.Alice’in gördüklerinin iyi şeyler olmadığı belli.Volturilerin bu ziyaretini de atlatabileceğimizi biliyorum ama ya başaramazsak,ya herhangi birimize bir şey olursa?Sana her zaman olayların düzeleceğini söylüyorum ve bunu ben de biliyorum ama yine de endişeleniyorum.”dedim.Bu sefer rolleri değiştik sanırım,endişelenen o,teselli eden benken şimdi endişelenen ben,teselli eden o oldu.Bir elini elimin üzerine,öbürünü yanağıma koydu ve “Aşkım bunu biliyorsun ama inanmıyorsun.Aklına diğer ihtimali getirdikçe de inanmayacaksın. Ama ben biliyorum ve inanıyorum,hiçbirimize bir şey olmayacak ve tekrar eskisi gibi yaşamaya devam edeceğiz.Lütfen buna sen de inan.”dedi,hafifçe gülümseyerek başımı salladım.Söyledikleri doğruydu, kurtulacağımızı bilmeme rağmen inanmıyordum ama şimdi söylediklerinden sonra buna inanmaya başladım,ne olursa olsun kurtulacağız başka bir ihtimal yok.O da bana gülümsedi ve “Hadi çıkalım yoksa Alice sinirlenmeye başlayacak.”dedi.

***

Büyük eve geldiğimizde Alice biraz sinirli bir şekilde bizi önüne kattığı gibi “Geç kaldınız,herkes geldi.” diye söylenerek salona getirdi.Herkes oturmuş birinin başlamasını bekliyordu ve bu sefer ben de farksızdım bir an önce başlasalar da neler olup bittiğini öğrensek.Carlisle’ı beklerken Alice aklından,bu sabah gördüklerini geçiriyordu.Volturiler karar vermişler ve 2 hafta içinde burada olmayı planlıyorlar. Halbuki daha 1 aya yakın süremiz vardı ama onlar kararlarını vermişlerdi ve bu işi en çabuk yoldan bitirmeye bakıyorlardı.Bunun için stratejilerini planlıyorlardı,saldırı stratejilerini…Bu arada Carlisle geldi ve “Arkadaşlar,sizi buraya iyi bir şey için toplamış olmayı çok isterdim ama maalesef ki durumumuz hiç de iyi değil.” dedi,zaten herkes bunun farkında olduğundan salonda pek bir şaşkınlık olmadı.Carlisle derin bir nefes aldı ve “Sizin de bildiğiniz gibi Volturiler buraya yeni bir katliam için geliyorlar.Biz bu gelişlerinin 3-4 hafta sonra olacağını tahmin ediyorduk ama Alice bu sabah onların son kararlarını verdiklerini ve en geç 2 hafta sonra burada olacaklarını ayrıca buradaki işlerini mümkün olduğunca çabuk bitirmek için saldırı planları yaptıklarını gördü.Sizleri de bu yüzden acilen çağırdık.Bu ziyaretlerinde bir çarpışma olacağı çok açık v buna karşın biz de stratejimizi geliştirmeliyiz.” dedi,biraz bekledikten sonra “Denali’deki akrabalarımızı da çağırdım,orada da işimize yarayabilecek güçler var.diye devam etti.Sam de “Mekanı yine biz seçmeliyiz;üstünlüğümüzün olduğu,avucumuzun içi gibi bildiğimiz bir yer olmalı.” dedi,Emmett heyecanla “Nehir kıyısındaki açıklık mükemmel olur,oradaki ağaçların yerlerini bile nokta şeklinde biliyoruz.” dedi,bizim için zaten uygundu kurtlar da bu yeri kabul ettiler(son 7 yıldır baya ezberlemiş olmalılar).Ben de hemen “Daha önce yaptığımız gibi onları kendi alanımıza yönlendiririz.” dedim.Jasper “Hazırlanmak için 2 haftamız var bir an önce başlamalıyız.” dedi,bunları söylerken kendi kafasından bir plan çıkarmaya başlamıştı bile.Sam “Evet 2 hafta baya kısa bir zaman,bu yüzden ne kadar erken başlarsak o kadar iyi.” dedi,Jacob da “Bence stratejimizi şimdi belirleyelim ve dövüş tekniklerimizi geliştirmeye başlayalım.Bu büyük bir çatışma olacak gibi görünüyor, bu kadar büyük bir çatışmaya girmeyeli uzun zaman oldu.”dedi.Carlisle “Öyleyse benim çalışma odama geçelim,orada devam ederiz.”dedi.Paul hemen “O zaman siz buradayken biz de La Push’ta hazırlıklara başlayalım.” dedi,ama bunu söylerken Sam’e değil de Jacob’a bakıyordu,haklıydık sürünün görünüşteki alfası Sam olsa da esas alfa Jacob’tı.Jacob onu başıyla onayladı ve biz Carlisle’ın çalışma odasına geçerken onlar da La Push’a gittiler.Kapı kapandığı anda Carlisle konuşmaya başladı ve “Aslında strateji için Eleazer’ı beklemek iyi olurdu ama itiraz edeceğini sanmam.” dedi.Jasper da “Pekala öyleyse başlayalım.13 vampir ve 10 kurt adamımız var.Bunlardan 7 vampirin özel gücü varama saldırı sırasında bu özel güçlerden sadece 2’si işimize yarar ama Volturiler hepsini ister.Ayrıca geriye kalan 5 vampirin de seçim şansı olabileceğini sanmıyorum,eğer kaybedersek.” dedi.Jacob hemen “10 kurdun hepsini alamayız La Push’u da korumamız gerekiyor.Esas amaç bizi öldürmek.” dedi.Sam de “Öyleyse 7 deneyimli kurdu alır,3’ünü orada bırakırız.Deneyimlilerin hepsine ihtiyacımız var.” dedi.Carlisle “Önce barış yoluyla halletmeyi deneyelim.Ben ve Edward onları ikna etmeye çalışalım. Eğer olmazsa saldırıya geçelim.”dedi kendisinden beklendiği üzere.Ben hemen “Bu pek barışla hallolabilecek gibi değil,buraya gelirken kan dökmeyi amaçlamışlar.Alice’in görüntülerinde açıkça gördüm.Yani barış politikası uygulamak zaman kaybından başka bir şey olmaz.” dedim.Jasper “Nasıl bir politika izleyeceğimize Eleazer geldikten sonra karar versek iyi olur.şimdi stratejimizi oluşturalım.En önde;ben,Edward,Emmett,Eleazer,Kate,Jacob,Sam,Paul ve Jared olmalı tabii sizler için de uygunsa…” diyerek hepimizi süzdü,hepimiz onu onaylayınca “2.sırada Carlisle,Alice,Rose,Nessie,Tanya,Carmen, Embry ve Quil olacak.” dediğinde Jacob’ın zihnindeki haykırışı fark ettim,aynısı benimkinde de vardı ve “Olmaz.Nessie’yi 2.sıraya koyamazsın.” dedim.Jacob bu çıkışıma sevinmişti ama aynı zamanda şaşkın şaşkın bakıyordu,diğerleri gibi.Ben de “Bella’nın hepimizi korumak ve kalkanı doğru kişiler üzerinde tutmak için konsantre olması gerek ama Nessie çatışmanın ortasındayken bu imkansız olur.” dedim.Jasper da “Peki öyleyse n’apalım?” dedi,hemen “Bella’yı en az Esmee kadar iyi koruyacağına eminim.” dedim,Jacob da beni desteklemek için “Doğru söylüyor.Aralarındaki duygusal bağı da düşünürsek bu onlar için en uygun olanı.” dedi.Jasper kısa bir süre düşündükten sonra “Aslında bu en iyisi olabilir.Hem onlar hem de sizin konsantrasyonunuz açısından.” dedi ve kısa bir kahkaha attı.Sonra ciddileşerek “O zaman 2.sırada Nessie yerine Esme olsun. 3.sırada da bela,Nessie ve Seth.Sanırım sorun yok.”dedi yine hepimizi süzerek,Sam “Bence gayet iyi oldu Leah ve diğerleri de La Push’u korumak için geride kalırlar.” dedi.Bu plan iyi olmuştu;Bella zaten hepimizi korumak için arkada kalacaktı,Nessie’ye de onu korumaktan daha iyi bir görev verilemezdi herhalde.Onların en arkada,güvende olduklarını bilmek,Jsper’ın dediği gibi,konsantrasyonumu sağlamama da yardımcı olur. Çıkarken bana seslenen birini duydum.Bu Jacob’tı ve ‘Teşekkürler.Onun,savaşın o kadar yakınında olacağını düşündükçe hala kan beynime sıçrıyor.’ diye düşündü.Onun yanına doğru gittim ve “Önemli değil.Ayrıca ben de kızımı korumaya çalışıyordum.” dedim.Bu sefer başını bıkkın bir şekilde geriye atarak seslice “Doğru ya bana neden iyilik yapasın ki.” dedi.Ben de hafifçe sırıtarak “Ama senin isyanlarını duymasaydım Jasper’a boyun eğebilirdim.” dedim.


***

Bella kulübedeki büyük beyaz yatağımıza uzanmış,duvara doğru dönmüş öylece duruyordu.Hemen yanına uzanıp saçlarıyla oynamaya başladım ve “Aşkım ne düşünüyorsun?” diye sordum.Bana dönmeden “Volturileri,çatışmayı,Jane’i,Alec’i,seni,Nessie’yi,Tanya’yı ve diğerlerini.” dedi.Ben de “Neden?Tamam bu biraz tuhaf bir soru ama yine de cevapla.” dedim.Halen duvara bakarak “1.si, Volturiler çok kalabalık yani çatışma onların lehine başlayacak;2.si,çatışmada neler olabileceği hakkında en ufak bir fikrim yok sadece hayal etmeye çalışıyorum;3.sü eğer ben kalkanı doğru kullanamaz,hata yaparsam Jane ve Alec hepimizi perişan edecek ve yenileceğiz,yenilmesek bile bizim taraftan herhangi birine bir şey olursa gerçekten çok kötü olur;4.sü büyük ihtimalle sen ve Nessie çarpışmanın ortasında olacaksınız ve ben kenarda izlemek zorunda kalacağım bu korkunç bir şey;Tanya’yı ise tamamen kişisel sebeplerden ötürü düşünüyordum.”dedi.Gerçekten korkuyordu,hem de çok.Onu rahatlatmam gerekiyordu.Saçlarıyla oynamaya devam ederken “Açıkçası ilk 2 söylediğine katılıyorum ama 3.süne asla katılmıyorum,çünkü hata yapmayacağına inanıyorum;dediğin gibi ben de önde olacağım ama Nessie senin yanında olacak plana göre seni koruyacak;ayrıca bizim taraftakilere bir şey olacağını sanmıyorum aksine herkes güzel olacağını,uzun zaman sonra Volturilere hadlerini bildireceğimizi düşünüyorlar,özellikle de Emmett;Tanya’ya gelince seni kastettiğin şu kişisel sebepleri gayet iyi biliyorum ve sana defalarca söylememe rağmen tekrar söylüyorum,sonsuza dek sana aidim.Ayrıca Tanya mevzusunu abarttığını…aslında şu düşündüklerine bakılırsa neredeyse her şeyi abarttığını düşünüyorum.” dedim.Bana döndü ve delici bakışlarıyla “Tanya konusundaki sebeplerim tamamen kişisel doğru tahmin etmiş ol ya da olma.Çarpışmaya gelince,hiç saklamaya çalışma senin de benden farklı olduğun söylenemez.” dedi ve tekrar arkasını döndü.Ona sıkıca sarıldım ve kulağına “Sadece belli etmemeye çalışıyorum,sabah söylediğin gibi kurtulacağımıza inanmaya çalışıyorum.” dedi.Kollarımın arasında bana doğru dönüp o güzel başını göğsüme yasladı ve “neye inanırsak o olur biliyorum ama bu gerçekten çok zor olmaya başladı.” dedi.başımı onun mükemmel kokulu saçlarından kaldırıp alnından öptüm ve sonra saçlarının kokusunu tekrar tekrar içime çektim.


14.BÖLÜM
“Üstünlük yaratmamız gerek.Mekanı biz seçiyoruz ama üstünlük sağlayamazsak bunun bir faydası olmaz.” dedi Jasper bir yandan da alanı inceliyordu.Emmett de gülerek “Mekan üstünlüğü mü,lütfen Bütün orman bizim ve avucumuzun içi gibi biliyoruz.Ama onlar hiçbir şey bilmiyorlar.” dedi ve en yakın ağacın üzerine zıpladı sonra nehrin karşısına geçti ve tekrar yanımıza geldi,ama bunu o kadar hızlı yapmıştı ki ben bile yakalamakta zorlanmıştım.Ben de gülerek “Mekan konusunda üstün olduğumuza ve mekanı kullanmayı iyi bildiğimize göre 1-0 önde başlayacağız.” dedim.Jasper da tatmin olmuş bir şekilde başını sallayarak “Biz üstünüz,ama Denalilere de bu üstünlüğü kazandırmamız gerekecek.” dedi.Jasper’a döndüm ve gülerek “Doğru.Mekanı onlara tanıtmalıyız.Ama ben bu işi siz sevgili kardeşlerime bırakıyorum.” dedim.Jasper sen bilirsin der gibi başını salladı,Emmett de gözlerini iri iri açtı ve sinsice gülerek(aslında kahkaha atmamak için kendini tutarak)”A-ha anladım.Sanırım bunu başında küçük bir kıskançlık krizi olduğu için istiyor olamazsın,öyle değil mi?”diyerek kahkahasını serbest bıraktı.Jasper da olanları anladığında Emmett’e katıldı,ikisi de kahkaha atmaktan ölecek gibiydiler(tabii bu mümkün olabilseydi).Onlara hafif bir öfkeyle baktım ve “Benimle uğraşmanıza alıştım,bunun gerçekten gülünç bir durum olduğunun da farkındayım ama lütfen keser misiniz?”dedim. Jasper şaşırarak “Edward bunu gülünç bulduğuna inanmıyorum.Hatta hoşuna gittiğine bahse bile girerim.” dedi.Aslında haklıydı bu tuhaf bir şekilde hoşuma gidiyordu.Gülmeme engel olamayarak “Tamam öyle olsun.Şimdi de alıştırma programını belirlemeliyiz.Ne kadar sıklıkla ve kaç saat olacak?” dedim.Emmett hala gülüyordu ve “Bu hafta 2 günde bir 4’er saat yaparız.Haftaya da her gün 6-8 saat civarında.Zaten 2. hafta onlar için her an tetikte olmalıyız.”dedi.Jasper başıyla onaylayarak “Evet şimdilik 2 günde 4’er saat yeterli.Nasıl olsa herkes öyle ya da böyle bir şeyler biliyor.”dedi.Emmett hala yuvarlak suratından atamadığı sinsi gülüşüyle “Peki Denaliler n’olacak,aslında onlar da bu konularda iyiler alıştırmalara da katılırlarsa sorun kalmaz.”dedi.Birden aklıma geldi ve “Şu çıkardığımız stratejiyi nasıl uygulayacağız,yani hangi yönden gelecekler?”dedim.Emmett ve Jasper da bunun üzerine etrafa bakıp düşünmeye başladılar,bir süre sonra Jasper döndü ve “Nehrin kıyısına doğru.Çünkü büyük ihtimalle oradan gelecekler.Ama kıyıya fazla yakın durmamalıyız,hatta en arka sıra yani Bella ve Nessie ağaçların arasında dursunlar,Seth de biraz önlerinde böylece hem bu tarafta onlara yer açmış oluruz hem de beklenmedik bir durumda ormanı kendi lehimize kullanabiliriz.”derken eliyle de anlattıklarını gösterdi.Emmett ve ben de onu onayladık,bu plan çok iyi oldu.Bella ve Nessie ağaçların arasında açıklıkta olacaklarından daha güvende olurlar;hem Bella kalkana odaklanabilir,hem Nessie’ye fazla yüklenilmemiş olur,hem de benim aklım onlarda kalmaz.Jasper da böylesinin en iyisi olduğunu düşünüyordu.

***

Eve girdiğimizde kimseyi göremedik,birbirimize şaşkın şaşkın bakarken dışarıdan gelen sesleri duyduk ve hızla arka bahçeye gittik.Gördüğüm manzara karşısında resmen ağzım açık kaldı.Nessie ve Rose av pozisyonu almış,birbirlerine saldırmak için doğru anı kolluyorlardı.Sonra Rose,Emmett’in geldiğini duyunca bir an duraksadı ve o anda Nessie adeta bir panter gibi saldırıya geçti.Saldırının şiddetiyle Rose geriye doğru düştü,Nessie de onun üstüne kapaklandı ama bunu kasıtlı olarak yaptı.Rose da böylece tekrar rakibine odaklandı ve yuvarlanarak Nessie’nin üstüne çıkıp ona doğru tısladı,sonra Nessie buna sinirlendi ve hırlayarak yuvarlanıp yine Rose’un üstüne çıktı.Rose bu saldırıya yenilmiş gibi yaptı,Nessie gardını düşürmeye başlayınca da üzerine çıktı.Onları böyle seyretmek dehşet vericiydi; ikisinin de saçı dağılmış,giysileri irili ufaklı yırtıklarla mahvolmuştu ama esas korkunç olan bu değildi. Asıl ürkütücü olan şey birbirlerine bakarken gözlerinde alevlenen öfkeleriydi;adeta birbirlerini öldürmek ve sonra da yakıp kül etmek istiyormuş gibi bakıyorlardı.Normal zamanda Nessie’nin çikolata kahvesi gözlerinde bu bakışı(bu kadar öfke dolu bir şekilde olmasa da)görmek isterdim ama şu anda,şu sahnede bu bakışlarındaki öfkeyi eyleme dökebilir ve hayvani yanına boyun eğip Rose’u öldürebilir bunun olmasıysa bir facia olur.Bir süre Nessie debelendi,Rose da onu tuttu;ama sonra Nessie’nin onu ani bir şekilde itmesiyle Rose yaklaşık 3m havayı yararak geri doğru tam anlamıyla uçtu ve feci bir şekilde ağaca çarptı.Bunlar olurken Alice,Esme,Jacob ve Seth’in tezahüratları havada uçuşuyordu, Emmett ile Jasper da geldikleri an onlara katılmışlardı;ama Nessie,Rose’u itince herkes sustu,tüm tezahüratlar havada asılı kaldı,bense hala şoktaydım.Nessie çoktan ayağa kalkmış,yine bir panter gibi pozisyonunu almış rakibini bekliyordu.Rose da yaklaşık 1dk sonra sendeleyerek kalktı,önce çarpmanın şiddetiyle çatlayıp yamulan ağaca tutunup dengesini buldu,sonra da vahşi bir hırs ve öfkeyle Nessie’ye doğru koşmaya başladı.Bunu görünce Nessie de rakibine daha çabuk saldırıp işini bitirmek için hızla ona doğru koşmaya başladı.Rose ise bu oyunun fazla sürdüğünü düşünerek ve duygularını kontrol altına alıp durdu.Nessie de o durduğu için durdu ve onu izlemeye başladı.Rose tekrar mantığıyla hareket etmeye başlamıştı ama Nessie hala iç güdüleriyle hareket ediyordu ve bu Rose için kötüydü çünkü Nessie onun kim olduğunu unutup işini bitirmeye odaklanmıştı,Rose da bunun farkında olduğu için yerinden 1 milim bile kımıldamıyor ve etrafına yardım isteyen gözlerle bakıyordu.Ama kimse ona yardım etmeye cesaret edemiyordu,güdüleriyle hareket ettiği için ufak ve ani bir kıpırtıda saldırıya geçebilirdi.Ben yavaşça arkasından yaklaşmaya başladım,Rose beni gördü ama akıllılık ederek ona belli etmemek için bana doğru dönmedi.Nessie hala Rose’a odaklanmış,nefes alış-verişini bile izliyor ve onlara son vermek isteğiyle yanıp tutuşuyor,adeta kavruluyordu;Rose ise gerçekten korkmuş görünüyordu çünkü nefesi aşırı hızlı ve düzensizdi.Nessie’ye iyice yaklaştığımda beni fark etti ve hırlamaya başladı,bu bana Bella’nın ilk avını hatırlattı ama o zaman av olan bir hayvandı.Bu sefer ona aldırmadan yaklaşmaya devam ettim,hırlamasının şiddeti arttı.Sakince arkasından ona doğru yürüyerek “Nessie,benim.”dedim,sesimi duyunca hırıltı sesi azaldı,ben de onu kızdırmayacak bir ses tonuyla tane tane konuşarak “Tatlım,sakin ol.Kimse sana zarar vermeyecek.”dedim ve sağ koluna dokundum.hırıltısı kesildi ama kasları hala kasılmış bir halde saldırıya hazırdı.Bu sefer daha yüksek bir sesle ama aynı tonla “Nessie,oyun bitti.Rose sana zarar vermek istemiyor.”dedim ve öbür kolunu da tuttum,artık ona kolay kolay saldıramazdı.Ama bunun böyle devam edemeyeceği aşikardı ve Rose’a gitmesi için işaret yaptım,bu arada da Nessie’yi yavaşça belinden kavradım.Rose temkinli bir şekilde Nessie’ye arkasını dönmeden yavaş ve titrek adımlarla eve doğru giderken Nessie de kollarımın arasında hareketlenmeye başladı.Rose’a daha hızlı olması için bir işaret daha yaptım,o hızlandıkça Nessie’nin kollarımın arasındaki debelenmesi de şiddetleniyordu.Rose neredeyse eve ulaşmıştı ve rakibinin kaçmasına öfkelenen Nessie sanki bir şahinin avını pençeleri arasından alıyormuşum gibi çılgınca debeleniyordu. Onu sıkıca tutarak kulağına “Nessie yeter artık oyun bitti,kimse sana zarar vermeyecek.”dedim ve kendimi onunla beraber nemli çimenlere attım.Ama o buna aldırmadan bir süre daha debelendi,ben de devamlı kulağına “Oyun bitti tatlım,kimse sana zarar vermeyecek.” diye fısıldadım.Bu arada da Rose’un Nessie’ye ne yaptığını cidden merak etmeye başlamıştım çünkü onun daha önce bu derece sinirlendiğini ve kendine hakim olmakta zorlandığını hiç görmemiştim,Renesmee’nin sabrını tüketmek neredeyse bir okyanusu kurutmak kadar imkansızdır.Nessie debelenmeyi bıraktı ve çimenlere öylece sırt üstü yığıldı,ben de onu biraz daha tuttuktan sonra bırakıp yanına sırt üstü uzandım.nefesini düzene soktuktan sonra “Teşekkür ederim baba.” dedi ve kolunun üzerinde doğrulup beni öptü.Ona bakıp gülümseyerek “Önemli değil,her zaman.” dedim ama bunun şu sıralar bir daha yaşanacağını pek sanmıyordum.Esme,Alice ve Emmett Rose’un yanına gitmişlerdi;diğerleriyse hala yaklaşmakta tereddüt ediyorlardı ve Nessie kalkmadan da yaklaşmaya niyetli değillerdi.Nessie sesinde heyecanlı bir dehşetle “Rose’a bunları yapabildiğime hala inanamıyorum.Yüzündeki ifadeyi gördün mü çok korkmuştu.Onu korkutabileceğim aklımın ucundan bile geçmezdi.Gönlünü almak baya zor olacak gibi görünüyor.”dedi. Biraz sırıtarak “Sadece onu değil,herkesi korkuttun;Jasper ve Jacob sen kalkmadan yaklaşmamaya kararlılar.Ben de sizi öyle görünce şaşkınlıktan öylece bakakaldım.Rose’u yere yatırdığını görünce pes edeceğinizi sandım ama yuvarlanmaya devam ettiniz;sonra onu fırlattın,belki o zaman pes eder diye düşündüm ama sana doğru koşmaya başlayınca sonunun kötü olacağını anladım;aranıza girecektim,neyse ki Rose mantığına döndü ama sen ona öyle bir kilitlenmiştin ki korkudan hareket edemedi.Seni durdurmazsam onu öldürebileceğini biliyordum ve öldürecektin de,bunu zihninde çok net bir şekilde görmüştüm.Ama hala merak ettiğim bir şey var,neden kavgaya tutuştunuz?”dedim.Bana bıkkın gözlerle baktı ve oflayarak kendini tamamen çimenlere bırakıp gözlerini kapattığında “Bana annemi koruyabilecek kadar güçlü olmadığımı söyledi,hatta benim evde sizi beklemem gerektiğini ve hiçbir şeye karışmamam gerektiğini söyledi.Ben de ona ‘Gel de ne kadar güçlü olduğumu göstereyim.’dedim tabii yine şakayla.Sonra bahçede dövüşmeye başladık ve beni devirdi,yine saldırıya hazırlandığımızda siz geldiniz.Amcamı görünce savunması düşmeye başladı ve ben de saldırdım.Yuvarlanırken üzerime çıktığında bana ‘Bence cidden evden bizi seyretmelisin,alınma ama bu şekilde kimseyi koruyamazsın.’deyince onu ağaca fırlattım.Ama bu dediklerine gerçekten çok sinirlenmiştim.Jacob,annem,sen,Alice halam ve diğerleri oradayken nasıl oturup bekleyebileceğimi düşünebilir.Bir ara dediğin gibi onu öldürmeyi bile düşündüm,eğer sen gelmeseydin…”dedi aynı zamanda anlattıkları zihninden de akıp gidiyordu ve ben de canlı bir şekilde seyrediyordum,Rose adeta onu kışkırtmak için böyle yapmış gibi görünüyordu ve eğer böyle bir amacı vardıysa buna ulaşmayı başarmıştı.Bana üzgün bir şekilde bakarak “Baba ben annemi koruyabilecek kadar güçlü değil miyim?”dedi.Elimi yanağına koydum ve “Tatlım buna gerek kalacağını pek sanmıyorum ama kalırsa kesinlikle bu işi senden daha iyi yapabilecek birisini tanımıyorum.”dedim.Bana öyle bir gülümsedi ki sanki bir bebeğin önüne sevdiği ve istediği tüm oyuncakları yığmışım ve onunla beraber oynamışım gibi yüzü aydınlandı. Bir hareketle yerden kalktı ve elini uzattı,ben de elini sıkıca kavrayıp kendimi çektim.Jacob ve Jasper kalktığımızı görünce temkinli bir şekilde yaklaştılar.Jacob şaşkın bir ifadeyle “Ness ödümü patlattın,bir an onu öldüreceğini sandım.”dedi.Jasper da “Stratejimizi süper kurmuşuz. Rose’a karşı bile bu kadar sertse Volturi korumalarının var haline.”dedi.Nessie mahçup bir ifadeyle “Jazz amca bu iltifat için gerçekten çok teşekkürler ama sanırım Rose halamın gönlünü almazsam benime 20 yıl konuşmayacak.”dedi ve dans edermişçesine ritmik adımlarla eve doğru gitti,biz de arkasından.Eve bir adımımız kalmıştı ki Bella endişeyle(her zamanki gibi)kapıyı açtı ve Nessie’yle burun buruna geldi.Sinirli bir ifadeyle hepimizi süzdü ve Nessie’ye bakarak “Neler oluyor?Rose geldiğinden beri titriyor.”dedi.Cidden o kadar korkmuş muydu yani?Herkes bunu düşünüyor ve şaşkınlıkla Bella’ya bakıyordu;o da herhangi birimizden açıklama bekler gibi bize bakıyordu.Burada olaya müdahale etmezsem Nessie’nin başı yanabilir.Ben tam Bella’yla ilgilenecekken Nessie ‘Ben hallederim baba sen diğerlerini götür.’diye düşündü,hemen dediğini yaptım ve Rose’a bakma bahanesiyle onları içeri soktum ama Nessie aracılığıyla konuşmayı dinlemeye devam ettim.Nessie söze girdi ”Rose halam ve ben kavga ettik.”dedi.Bella şaşkın ama sinirli bir şekilde “Ama neden?”dedi,Nessie de biraz sinirlenmişti ve “Çünkü beni kışkırttı.”diye karşılık verdi.Bella’nın sesinde bu sefer biraz merak vardı,biraz da sakinlik ama hala sinir izleri taşıyordu ve “Seni kışkırtmak mı?Bebeğim biliyorsun ki senin sabrına hayranımdır ve seni,Rose’u bu derece korkutmanı sağlayacak kadar kışkırtacak bir şey olduğunu düşünmüyorum.” dedi.Nessie yürümeyi bıraktı ve olduğu yere çivilenip dehşetle Bella’ya bakarak “Ne yani yalan mı söylüyorum,ona zevk için mi saldırdığımı düşünüyorsun?”diye bağırdı.Bella’nın surat ifadesi allak bullak oldu bir an şok geçiriyor sandım,Nessie ona hiç böyle bağırmamıştı.Aslında öfkesi Rose’aydı ama o kadar büyük bir öfkeydi ki bu hala dinmemişti ve şu an Bella da Nessie’yi kızdırarak(ama daha çok üzüyordu)bundan nasibini alıyordu halbuki daha sakin yaklaşsaydı böyle olmayabilirdi.Bella kendini toparladı ve “Hayır tabii ki böyle düşünmüyorum.Sadece…”diye ona çaresiz bir ses tonuyla bağırarak karşılık verirken Nessie sözünü kesti ve bağırmadan,normal bir tonla,her kelimesini vurgulayarak “Bana seni koruyamayacağımı,bunu yapabilecek kadar güçlü olmadığımı söyledi.”dedi.Bella bunu duyunca daha büyük bir şok geçirdi.Bu herhangi bir çocuğa söylenseydi bu kadar tepki yaratmayacağını fakat Nessie’nin buna çok içerleyip aşırı tepki verebileceğini o da biliyordu aslında bu tepki Nessie ve bela arasındaki bağ düşünüldüğünde gayet doğal bir tepki ama sanırım Bella o anda bunu hesaba katmamıştı.Bir süre hiç konuşmadan öylece Nessie’ye baktı sanki söylediklerini anlamaya çalışıyor gibiydi.Sonra da ona sıkıca sarıldı ve “Bebeğim,sana böyle davranmamalıydım,çok özür dilerim.Ama böyle bir şey olduğunu hiç düşünmemiştim.”dedi,o da Nesie’nin kendisine karşı hassas olduğunu hatırlamıştı sanırım.Bir süre ona sarıldıktan sonra geri çekilir yüzüne bakarak “Ayrıca bunun doğru olmadığını sen de çok iyi biliyorsun.Kimse beni senden daha iyi koruyamaz hatta belki baban bile.”dedi ve ikisi de küçük birer çınlayan kahkaha attılar.Nessie gardını indirip gülümsedi ve “Teşekkürler.” diyebildi.Eve doğru yürümeye başladıklarında Nessie “Olay zaten şakayla başladı sonra yuvarlanırken ciddi olduğunu söyledi ve onu ağaca fırlattım.Babam beni durdurmasaydı onu öldürebilirdim.”dedi.Bella onu onaylamaz bir ifadeyle baktı ama bu ifade aynı zamanda Nessie’ye haklısın der gibiydi ve “Bence Rose’u gerçekten çok korkutmuşsun,gönlünü almakta baya zorlanacaksın.”dedi.Nessie çaresiz bir ifadeyle başını yana eğerek “Biliyorum ama ne pahasına olursa olsun deneyeceğim.Onunla aramın kötü olmasına dayanamam.”dedi.


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: ---Ani Yıkım---   Bugün 23:51

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
---Ani Yıkım---
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Twilightfan_ TR :: HAYRAN ÇALIŞMALARI :: Hikaye veya Şiirleriniz-
Buraya geçin: